Tüm Haberler
Yerli otomobil projesi son 10 yıla damga vurdu..
Yerli otomobil dün Gebze’deki Bilişim Vadisi’nde yapılan efsane tanıtımın hemen ardından Türkiye’nin gündem maddeleri arasında ilk sıralara yerleşti. Türk markasına sahip bir otomobil üretilmesi fikrini ilk kez Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat ERGÜN 8 Aralık 2010 'da İstanbul'da düzenlenen Automotivİst toplantısında dile getirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN'ın TÜSİAD toplantısında "Artık Yerli Otomobilimizi Üretelim" çağrısında bulunması ile harekete geçen Türk Otomotiv Üreticileri çatı örgütü konumundaki OSD, yerli otomobil üretmenin "olup, olmayacağı" konusunda kapsamlı bir rapor hazırlamak üzere düğmeye bastı. 27 Aralık'ta Gebze'deki Bilişim Vadisi "Yeniliğe Yolculuk Buluşması" programında görücüye çıkan yerli otomobilimiz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yanı sıra, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi üyeleri, TOBB başkan ve yardımcıları, TOGG hissedarları, otomotiv endüstrisi, otomotiv tedarik sanayisi, iş dünyasının temsilcileri, medya temsilcileri ile TOGG çalışanları ve yakınlarının yer aldığı 2 bin kişilik bir davetli topluluğu katıldı. Basın mensuplarının yoğun ilgi gösterdiği etkinlik alanında davetliler de büyük kalabalıklar oluşturdu. İç ve dış tasarımıyla içinde bulundurduğu yüksek teknoloji büyük beğeni topladı. Gelinen noktada , Türkiye'nin yerli otomobil çalışmalarındaki büyük başarıya ve projeye PERPA olarak gönülden desteklemekteyiz..
2019 yılı son Yönetim Kurulu toplantısını gerçekleştirdik.
Yönetim Kurulumuz 2019 yılının son Yönetim Kurulu toplantısını gerçekleştirdi. 2019 yılı içerisinde yapmış olduğumuz ve 2020 yılı içerisinde yapılması planlanan çalışmalar hakkında görüşme sağlandı. 2020 yılının Kat maliklerimize, kiracılarımıza ve tüm insanlığa, sağlık, huzur, mutluluk ve barış getirmesi temennisinde bulundular.
PERGİP Yeni Yönetim Kurulu, Yöneticiliğimizi ziyaret etti.
2017 yılında kurulan PERGİP, 1 yıl süre zarfında birçok sosyal ve kültürel etkinliği Perpalılar ile buluşturdu. Çok kısa sürede çok hızlı yol alan PERGİP, 20 Aralık 2019 tarihinde ilk genel kurulunu yaptı. Genel Kurul sonucu yeni yönetim kadrosu belirlenen PERGİP'in Yönetim Kurulu, A Blok Yöneticiliğimizi ziyaret etti. A Blok Yönetim Kurulu Başkanımız Hasan SEZGİN ile yapılan görüşmede, birlikte yapılabilecek çalışmalar hakkında görüş birliği sağlandı. Görüşme sonrasında PERGİP tarafından , Yöneticiliğimizin yapmış olduğu destek ve katkılardan dolayı plaket takdim edildi. Sağlam adımlar atılarak kurulmuş olan PERGİP'e, A Blok Yöneticiliği olarak yeni dönemlerinde, yeni yönetim kurulunun hayırlı olmasını dileriz. Başarılarınız daim olsun..
Sarıkamış Şehitlerimizi Saygıyla Anıyoruz
Sarıkamış harekatının yıl dönümü unutulmadı. Kars’ın Sarıkamış ilçesinde, 1’inci Dünya Savaşı’nda Osmanlı ordusunun Rus işgali altındaki toprakları kurtarmak için başlattığı Sarıkamış Harekatı’nda şehit olan askerleri anmak için çeşitli etkinlikler düzenlenecek. Sarıkamış Şehitlerimizi Saygıyla Anıyoruz Kars’ın Sarıkamış ilçesinde, 1’inci Dünya Savaşı’nda Osmanlı ordusunun Rus işgali altındaki toprakları kurtarmak için başlattığı, çok sayıda askerin Allahuekber ve Soğanlı dağları başta olmak üzere yöredeki çatışmalar ve dondurucu soğuklar nedeniyle şehit düştüğü Sarıkamış Harekatı’nın 105’inci yılında anma etkinlikleri yapılıyor. “Son 140 yılın en acı olaylarından biri” olarak nitelendirilen harekatın 105’inci yılı dolayısıyla “Asımın Nesli Asrın Yürüyüşünde” sloganıyla Sarıkamış başta olmak üzere yurdun birçok yerinde düzenlenecek etkinliklerle, şehitler anılıyor. Aralık 1914-Ocak 1915’teki harekatta şehit olanları anmak için ilçede her yıl ocak ayının ilk haftası düzenlenen etkinliklere, yurdun dört bir yanından binlerce kişi katılıyor. Sarıkamış’ta bu yıl yapılacak etkinlikler için Gençlik ve Spor, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler ile Milli Eğitim bakanlıklarının desteğinde, Valilik, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Sarıkamış Kaymakamlığı ve Belediyesince yürütülen hazırlık çalışmaları aralıksız devam ediyor. Sarıkamış Harekatı ne zaman gerçekleşti? Sarıkamış Harekâtı (22 Aralık 1914), I.Dünya Savaşı sırasında Osmanlı İmparatorluğu ve Rus İmparatorluğu arasında Sarıkamış’ta gerçekleşen kara çatışmalarından olup Osmanlı İmparatorluğu’nun askeri taktik hatasıyla büyük bir başarısızlıkla sonuçlanan bir askeri girişimdir. Sarıkamış şehitlerinin sayısı Türk Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığına göre Osmanlı zayiatları 60.000 ve Rus zayiatları 30.000’dir. Savaşın en hazin kısmı ise Osmanlı kayıplarının bir çoğunun Ruslar ile yapılan çarpışmalarda değil de ağır soğuk hava koşulları yüzünden ölmesidir. Ruslar; Türklerden 200 subay, 7000 eri esir, 20 makineli tüfekle 30 topu ganimet olarak aldı. 5000 kişi civarında esir alındı. Bunlar tahmine göre Kırımda domuz çiftliğinde çalıştırılarak ve aç bırakılarak ölmüşler.
Dolarda Yıl Sonu Beklentisi
Yılın tamamlanmasına sayılı günler kala döviz kurunda yükseliş daha bariz hissedildi. Sahnede ise bir kez daha ABD merkezli diplomatik riskler yer aldı. Geçtiğimiz hafta 5.77 seviyelerinden yönünü yukarı çeviren dolar/TL’de, ABD ile bir türlü düşmeyen yüksek tansiyonun etkisi önemli. Zira ABD’de Türkiye’ye yaptırım içeren savunma bütçe tasarısının senatoda dün kabul edilmesiyle kur 5.93/5.94 seviyelerine geldi. Analistlere göre, yaptırım onayı kısa vadede oynaklığı artırsa da orta vadede pozitif trendi değiştirmeyecek. Pek tabii ki ABD-Türkiye arasındaki ilişkilere dair diplomasi trafiği ve haber akışı yakından takip edilmeye devam edilecek. Dolarda Yıl Sonu Beklentisi TL’nin reel getirisi düştü Jeopolitik/diplomatik risklerin yan sıra TCMB’nin faiz indirimi ve ardından faizde düşüşün devam edeceği beklentisi de TL’den çıkıştaki etkenlerden bir diğeri. Söz konusu dönemde TL, gelişen ülke para birimlerinden negatif yönde ayrıştı. Spinn Danışmanlık Kurucu Ortağı ve ekonomist Özlem Derici Şengül, TCMB’nin faiz indirimlerinin sonuna gelindiği algısının üzerine yabancı kurumların gelecek sene için 300-400 baz puan daha indirim beklediklerini açıklamasının kur tarafında karşılık bulduğunu söyledi. Şengül, “Şimdiye kadar piyasa koşulları faiz indirimleri için çok uygundu ve beklenti yönetimi de çok iyi yapıldığı için indirimler agresif reaksiyonlara neden olmadı. Ancak bundan sonra özellikle yılın ilk yarısına enflasyon görünümü tek haneli oranlara işaret etmiyor. Buna rağmen faiz indirimlerine devam edilebileceği beklentisi artık kur üzerinde baskı olarak kendini gösteriyor. Buna ek olarak faiz indirimlerinin devam etmesi tasarruf sahiplerini TL’de reel getiri eksiklikliği nedeniyle dolara yönlendiriyor olabilir. Bu yüzden önümüzdeki haftaların DTH gelişmelerini yakından takip etmek gerekiyor” diye konuştu. Dolar/TL’yi 5.90’a taşıyan 5 neden • Türkiye-ABD ilişkilerinde düşmeyen tansiyon • Politika faizindeki indirimler • Yerli bireysel/kurumsal dolar talebi • Off shore swap piyasasında yabancının azalması • Sığ piyasa nedeniyle fiyat aralığının genişlemesi YENİ SWAP ADIMI NE ANLAMA GELİYOR? Bu arada BDDK, dün akşam saatlerinde yaptığı duyuru ile swap işlemlerinde düzenlemeye gittiğini duyurdu. Aslında ‘teknik’ bir hamle olan bu düzenlemede ‘swap’ ismi geçince piyasalar bir ara heyecanlandı. Ancak swap adımının bugün için kura bir etkisi bulunmuyor. Zaten BDDK’nın hamlesi de bugün için kurdaki oynaklığı azaltmaktan ziyade TCMB’nin döviz rezervlerini artırma amacına dönük gibi duruyor. Bu yeni adımla; elinde fazla DTH bulunan yurtiçi bankaların swap aracılığıyla yabancılardan TL sağlamasına sınır getirilmiş oluyor. Son dönemde kısa vadeli swap faizinin yüzde 10.2 ile politika ve gecelik repo faizinin altında olduğunu da hatırlatalım. Yani bir bakıma BDDK bankalara “Londra yerine İstanbul” öneriyor diyebiliriz. DOLAR/TL’DE YIL SONU BEKLENTİSİ NASIL ŞEKİLLENİYOR? Sınır ötesi harekat ve ABD ile yaşanan gerilimle ekimde 5.94 seviyelerini test eden dolar/TL, iki aylık aranın ardından yeniden bu bölgeye geldi. Uzmanlar, yıl sonu beklentilerini DÜNYA’ya değerlendirdi: Ekonomist Özlem Derici Şengül: TL’de kademeli değer kaybı sürebilir Yılsonu beklentimiz kırılganlıklar nedeniyle 5.90 seviyesindeydi. Yılı 5.90 veya bunun biraz üzerinde veya altında kapatmak çok önemli değil bu aşamada. Önemli olan kurun yönünün bundan sonra ne olacağı. Bizim beklentimiz şok niteliğinde olmasa da kademeli değer kaybının devam edeceği. Yılın ilk aylarında sermaye girişinin canlı olması ve TCMB’nin bir süre bekle gör politikası izlemesi ani sıçramaları engelleyecektir. Burada Brexit, Çin-ABD, ABD-Türkiye ilişkileri takip edilecek ve içeride uygulanacak para ve maliye politikası risk algısını önemli ölçüde etkileyecek. Deniz Yatırım Stratejisti Orkun Gödek: Yılı 5.85-5.95 bandında kapatırız Türk lirasında baskılanma, PPK öncesi beklentilerle başlamasına rağmen piyasa beklentilerinden çok fazla ayrışma olmaması, ABD-Çin müzakerelerinde beklendiği şekilde uzlaşıya varılması ve İngiltere seçiminde Muhafazakar Parti zaferi gibi öne çıkan nedenlerle uzun soluklu olmadı. Devamında ise hafta sonu takip edilen NATO üslerine yönelik açıklamalar ve ABD ile ilişkilere yönelik beklentilerle yeniden baskı hissedilmekte. Gerek kur oynaklığındaki artışın kısa vadelerde kalması gerekse ülke risk primindeki düşüşle sürecin satış baskısındaki artış ve negatif ayrışma ile devam edeceğini şu aşamada düşünmüyorum. 5.85- 5.95 aralığında kur fiyatlamaları yoğunlaşabilir. TOBB ETÜ / Doç. Dr. Atılım Murat: 5.90 abartılacak seviye değil Türk Lirası’nda son günlerde yaşanan düşüş abartılacak bir durum değil. Yıla 5.30’dan başlayan USD/TL paritesi, yıl boyunca yüzde 11.2’lik enfl asyon oranı kadar yükselse 5.90 yapar. Kısacası bu seviyeler makuldür. ABD’den gelecek haber akışına bağlı olarak her iki yönlü hareket görebiliriz. Ancak kaygılar artar ve yükseliş devam ederse kurda kısa vadede üst sınırı 6.05 olarak kabul edebiliriz. CDS ile ters korelasyon uzun sürmeyecek Döviz kurundaki artışa karşın Türkiye’nin risk priminde iyileşme dikkat çekiyor. Türkiye’nin 5 yıllık CDS primi Temmuz 2018’den bu yana en düşük seviyelere inmiş durumda. Ekonomist Özlem Derici Şengül, yaşanan bu ters korelasyon için şu yorumu yaptı: “CDS’teki düşüş Türkiye ile ilgili risk algısını yansıtırken, TL’deki değer kaybı Türkiye’nin riskliliğinden ziyade dış faktörler nedeniyle gerçekleşiyor. Bunlar arasında en önemlisi anlaşmasız Brexit ile ilgili olasılıkların artmasıyla doların güvenli liman özelliği kazanması. Bu durum TL’nin de dolar karşısında güçsüzleşmesine neden oluyor.” Dünya Gazetesi yazarı ve TOBB ETÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Atılım Murat ise “TL’deki düşüş hızlanırsa, Türkiye’nin risk primi tekrar yükselebilir. Birbiriyle güçlü ilişkiye sahip bu finansal göstergeler uzun süre bağımsız hareket edemez” ifadelerine yer verdi. Dünya Gazetesi
10 ARALIK DÜNYA İNSAN HAKLARI GÜNÜ..
Dünya İnsan Hakları Günü, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 1948'de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda kabul edildiği gün olan 10 Aralık'ta kutlanmaya başlamıştı. BM Genel Kurulu, tüm devlet ve sivil toplum organizasyonlarını davet ettiği kurulda yapılan oylamayla '10 Aralık' tarihinin "Dünya İnsan Hakları Günü" kabul edilmesine karar verilmişti. II. Dünya Savaşı’ndan sonra dünyadaki devletler bireylere tanınan hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması konusunda birleştiler. İnsan Hakları Bildirisi, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu tarafından Haziran 1948’de hazırlandı ve 10 Aralık 1948‘de Genel Kurulun Paris’te yapılan oturumunda kabul edildi. Oturumda, 6 sosyalist ülke bu ilkelerin bazılarının “Burjuva sınıfından olan insanların sınıf çıkarını koruduğu ve işçi sınıfının egemen sınıflarla uzlaşmak zorunda bırakacağı” gerekçesiyle çekimser kaldı. Bildiri, bu çekimser ülkeler ile Suudi Arabistan ve Güney Afrika Birliği dışında kalan ülkelerin oylarıyla kabul edildi. 1948’de kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, “insan haklarının anayasası” olarak tanımlanır. İnsanın doğuştan sahip olduğu kişisel hak ve özgürlükleri tanımlar, her insanın yasa önünde eşit olduğunu, işkenceye, kötü muameleye ve onur kırıcı cezalara tabi tutulamayacağını ilan eder. İnsan haklarının korunması ve geliştirilmesi yolunda uluslararası toplum tarafından sürdürülen çabalara yol gösterici işlevini bugün de sürdürür.
5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü Kutlu Olsun
Kadın hakları; kadınların erkeklerle eşit bir şekilde sahip olduğu tüm hakları kapsayan bir terim olarak karşımıza çıkıyor. Aslında tüm dünya olarak bu duruma üzülerek bakmamız gerek çünkü bu hakları kadın hakları veya çocuk hakları gibi özel bir isim altında toplamamız oldukça acınası bir durum. İnsan hakları adı altında zaten tüm dünya insanlarının hakları eşit bir şekilde savunulması gerekiyor. Kadınların ve çocukların haklarının özel bir başlık altında toplanması zaten başlı başına eşit olmayan ve kadını arka plana atan bir durum olarak karşımıza çıkıyor. Maalesef içinde bulunduğumuz kadını geri planda bırakan, ona değer vermeyen erkek egemen toplumlardan ve dünyadan dolayı bu durumun ortaya çıkması sonucuna ve gerekliliğine varılmıştır. Kadın hakları Batıda nasıl ortaya çıktı öncelikle ona değineceğiz. Rönesans ve Antik Çağ’da kadınların öğretim görmeleri ve topluma karışmaları oldukça kısıtlıydı. Aslında gayet normal olan öğretim görme, çalışma durumları tuhaf bir şekilde kadınlar için alışılagelmiş bir durum değildi. Dinin ve kiliselerin tüm hayatı ele geçirmesiyle kadınların önündeki engeller daha da arttı ve evden çıkmaları bile imkansız hale geldi. Kadını kısıtlayan bu anlayış ve yasalar uzun süre devam etti. Kadınların eğitimi için tarihteki en önemli adımlardan biri Bohemya Kardeşler Cemiyeti’nin piskoposu Jan Amos Comenius olmuştur. Aydınlanma Çağı ile birlikte eğitim-öğretimde başlanan yeniliklerle kadınların da buraya dahil edilme konusu tartışılmaya başlanmıştır. Bu zamana kadar kadınların eğitim alabildikleri tek alan ev içindeydi. Ev içindeki işlerin öğrenilmesi ve ev ekonomisi gibi bir sınırlama mevcuttu. İlk kadın hareketlerinin başlamasıyla sadece erkeklerin eğitim gördükleri alanlara kadınlar da yavaş yavaş girmeye başladı. Özellikle kadınların üniversite eğitimi alıp almama konusu uzun bir süre tartışılmıştır. Bunun sebebi ise kadınların “fiziksel yapıları” ve “düşünsel yetilerinin” böyle bir eğitim için yeterli olmadığının düşünülmesiydi. 19.yüzyılın sonlarında kadınlar az da olsa eğitim hayatında aktif rol almaya başladılar. Bu dönemde neredeyse bütün Avrupa şehirleri kadını eğitim alanının içine almaya başlamıştır. Bu dönemde kadınların attığı önemli adımlardan bazıları şunlardır: Hınlıley Quımby radyasyon fiziğinin doğmasına yardım etmiş, Gadys Anderson Emerson insan vücudunda vitamin eksikliği hakkında bilgiler toplamış, Dorotlica Rudnick embriyo parçalarını bir yerden başka bir yere nakletme tekniğinde usta bir bilim insanı olmuştur. Kadınların siyasete katılımları ise Fransız Devrimi sırasında gerçekleşmiştir. 1791’de Kadın Hakları Bildirgesi’nin yayımlanmasıyla kadınlara bu kapı da aralanmıştır. 19. yüzyılın sonlarına doğru Fransa’daki kadınlar seçme hakkı talep ederken, İngiltere’de de Kadın Hakları için ilk çıkışlar gerçekleşmiştir. Orta Avrupa ve Akdeniz ülkelerinde ilk talepler 1900’lü yıllardan sonra özellikle Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra gerçekleşmiştir. Seçme ve Seçilme Hakkı Gelişimi Kadınlar gündelik hayatta kendilerine hak ettikleri yeri açabilmek için yüzyıllar boyunca çeşitli uğraşlar vermiştir. Çoğu yerde seçme hakları verilmiş fakat seçilme haklarında geç kalınmıştır. Bazı yerlerde ise bu haklar verilip tekrar geri alınmıştır. 19 Eylül 1893 tarihinde Yeni Zelanda’da kadın hakları için yaşanan küçük bir kıvılcımla yaşanan büyük gelişmeler sonucu Yeni Zelanda kadınlara oy kullanma hakkını tanıyan ilk ülke oldu. İngiliz Kate Sheppard’ın kadınlarla yaptığı gizli toplantılar ülkede kadın hareketlerini alevlendirdi ve gizli toplantılar zamanla halka açıldı ve büyük yankı yarattı. Bu ve daha fazla çalışması sayesinde Kate Sheppard’a kraliyet madalyası verildi ve Yeni Zelanda dolarının üzerine resmi basıldı. Bu tarihten sonra tüm dünyada yavaş yavaş da olsa kadınlara bu haklar tanınmaya başlandı. Kronolojik olarak kadınlara seçme ve seçilme haklarının verildiği tarihleri beraber inceleyelim. –Avustralya 1902’de kadınlara seçme hakkını tanımıştır. –Finlandiya 1906 yılında kadınlara seçme ve seçilme hakkı tanıyan ilk Avrupa ülkesi olmuştur. 1907’de 19 kadın meclise girmiştir. –Norveç 1903 –Danimarka ve o zaman Danimarka’ya bağlı olan İzlanda da 1915 yılında kadınlara seçme ve seçilme hakkını tanımıştır. –Kanada 1917 yılında seçme, 1920 yılında da seçilme hakkını elde etmişlerdir. Kanada’nın Quebec bölgesi bu hakkı 1940’ta tanımıştır. –Rusya 1917 yılında –Avusturya 12 Kasım 1918’de kadınlara seçme hakkı verirken Almanya da onu takip eden günlerde kadınlara seçme ve seçilme haklarını tanımıştır. –Amerika Birleşik Devletleri’ndee 1920 yılında olan anayasa değişikliğiyle ülke genelinde kadınlara seçme hakkı, Kasım 1920’de ise seçilme hakkı tanınmıştır. –İtalya ilk defa 1925’de belediye seçimleri için kadınlara seçme hakkı tanıdı. 1946’da kadınlar genel seçimlere katılmaya başladılar. -Birleşik Krallık tüm kadınlar için seçme hakkını 1928 yılında tanımıştır. 1918 yılından 28’e kadar sadece 30 yaş üstü kadınlar bazı özel durumlarda oy kullanabilmiştir. –Türkiye’de kadınlar 20 Mart 1930 tarihinde belediye seçimlerinde seçme hakkına sahip oldular. 1933’te muhtar seçme ve köy heyetine getirilme hakkı, 5 Aralık 1934’te yapılan anayasa değişikliğiyle milletvekili seçme ve seçilme hakkına kavuştular. 8 Şubat 1935’te yapılan seçimlere ilk defa katılarak 18 koltuk elde ettiler. Kadın Hakları taleplerini başlatan bazı olaylar yaşanmıştır. Bunlardan bazıları: sadece erkeklerin işine yarayan ve kadınları göz ardı eden seçim hakkı düzenlemeleri, İngiltere ve Avusturya’da ayrıcalıklı kadınlar için düzenlenmiş seçme hakları yasası, kadınların sadece vatandaşlık haklarının değil politik ve siyasi haklarını da düzenlenmesi ve iyileşmesi için başlatılan kadın hareketleridir.
Şişli Mecidiyeköy Vergi Daireleri Perpa Ziyareti
Şişli Mecidiyeköy Beşiktaş Vergi Daireleri Perpa Ziyareti Şişli Vergi Dairesi Müdürü Ali Er, Beşiktaş Vergi Dairesi Müdürü Murat Topçu, Mecidiyeköy Uygulama Grup Müdürü Aytekin Şimşek Perpa A Blok Yönetimini ziyaret ettiler. Daire Müdürlerimizi Başkan Hasan Sezgin, Genel Müdürümüz Serkan Düzenli, Üst Kurul Denetim Kurulu Üyesi Fatih Oğuz, A Blok Danışmanımız Güray Peker, Muhasebe Müdürümüz Gülten Karadağlı karşıladılar. Toplantıda esnafın vergi daireleri ile olan sorunları, yeni mevzuatlar, e-fatura vb. uygulamalar üzerine sobet edildi.
Ovacık Doğal Ürünler Kooperatifi Perpa’da Açıldı.
Ovacık Doğal Ürünler Kooperatifi Perpa’da Açıldı. Şişli Perpa satış ofisi 3 Aralık 2019 Salı günü Saat: 12:00’de Tunceli Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin, Perpa A Blok Başkanı Hasan Sezgin, Perpa B Blok Başkanı Hacı Demir ve kalabalık bir vatandaş topluluğunun katılımıyla açıldı. Ovacık Doğal ürünler Bal Ve Arı Ürünleri Polen Propolis Süzme Ballar Petek Ballar Karakovan Ballar Organik Sertifikalı Ballar Çerez Ve Reçeller Tuzlu Leblebi Armut Kurusu Elma Kurusu Ekşi Elma Marmelatı Ulukale Dut Kurusu Kuşburnu Marmelatı Alıç Marmelatı Doğal Kaynak Tuzu Pülümür ilçemizde 400 yıldır üretilmekte olan doğal kaynak tuzudur. İri boy kristal tuzdur. Yer altı sularının kaya tuzu yataklarından geçmesi sırasında erittiği tuzu iyon halinde bünyesine alarak farklı formasyonlarda yeryüzüne çıkan tuzlu suyun güneş ve rüzgar etkisiyle kristalleşmiş halidir. Dut ve Pekmez Dut Kurusu Dut Pekmezi Reçeller Tarımsal Ürünler Armut Kurusu Elma Kurusu Tunceli köylerinde ilaç kullanılmadan üretilen armut ve elmaların, güneşte doğal yollarla kurutulmasıyla elde edilmiştir. Bakliyat Barbunya Kuru Fasulye Nohut Yukarıdaki ürünlerin dışında Siyez Un, Siyez Bulguru, Hopa Çay vb. ürünleri Perpa’dan temin edebilirsiniz. İletişim Bilgileri Perpa Ticaret Merkezi A Blok Kat: 8 Sarı Avlu No: 1024 Şişli – İstanbul Telefon: 0553 944 32 62
Reklamlar
Duyurular