Hoş geldiniz ÇAĞDAŞ KABLO SANAYİ VE TİC. A.Ş. Yetkili Kullanıcı Son Giriş: 02.01.2026 10:15
  • Duyurular
  • Tüm Haberler
    25.11.2019
    MHP Şişli İlçe Başkanlığı Yöneticiliğimizi ziyaret etti.
    Milliyetçi Hareket Partisi Şişli İlçe Başkanlığı Yöneticiliğimizi ziyaret etti.  A Blok Yönetim Kurulu Başkanı Hasan SEZGİN, B Blok Yönetim Kurulu Başkanı Hacı DEMİR ve A Blok Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Erol ERGEL'in ağırladığı MHP Şişli teşkilatından, İlçe Başkanı Yavuz TELLİOĞLU, Başkan Yardımcısı Ümit COŞKUN ve Meclis Üyesi Mürsel KATAR Yöneticiliğimize ziyarette bulundular.    
    21.11.2019
    Başta Başöğretmenimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm Öğretmenlerimizin "24 Kasım Öğretmenler Günü'nü" kutluyoruz.
    Ülkemizde her yıl 24 Kasım, Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır. Bu, 1981 senesinde başlamış bir uygulamadır. 24 Kasım 1928, Mustafa Kemal Mustafa Kemal Atatürk’ün “Millet Mektepleri’nin Başöğretmenliği”ni kabul etmiş olduğu gündür. Bakanlar Kurulu, Mustafa Kemal Mustafa Kemal Atatürk’e “Millet Mektepleri Başöğretmenliği” sanını 11 Kasım 1928’de yapmış olduğu görüşmede vermiş ve bu san, 24 Kasım’da Millet Mektepleri Talimatnamesi’nin yayınlanması ile resmileşmişti. Mustafa Kemal Atatürk’ün 100. doğum yıl dönümü olan 1981 senesinde, onun “başöğretmen” oluşunun yıldönümlerinde ülke çapında Öğretmenler Günü kutlanmasına karar verildi. Öğretmenler Günü ile ilgili kutlamalar, 26 Kasım 1992’de Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Öğretmenler Günü Kutlama Yönetmeliği çerçevesinde gerçekleşir. Kalkınmanın temel şartı olan eğitim ve öğretimin kalitesi bir toplumun dünya üstündeki yerini belirler. Bir milletin modern ülkeler seviyesine erişebilmesi eğitimin bilimsel yöntemlerle yapılması ile mümkündür. Kültür, sanat, bilim, teknoloji ve ekonomik alanlarda kalkınmış ve ilerlemiş olan uluslar, eğitim ve öğretim sorunlarını çözmüş toplumlardır. Kurtuluş Savaşı sonrası Mustafa Kemal Atatürk’e “İşte memleketi kurtardınız, şimdi ne yapmak istersiniz” diye sorulduğunda O, “Eğitim Bakanı olarak ulusal irfanı yükseltmeye çalışmak en büyük emelimdir” diyerek eğitim ve öğretimin büyük önemine dikkati çekmiş, ve bu alanda köklü değişikliklere imza atmıştır. Latin alfabesinin kabul edilmesinden sonrasında 24 Kasım 1928 tarihinde oluşturulan Millet Mektepleri ile okuma yazma seferberliği başlatılmış, Mustafa Kemal Atatürk bu çalışmalara Başöğretmen sıfatıyla iştirak etmiştir. Millet Mektepleri’nin açılışı ve Mustafa Kemal Atatürk’ün Başöğretmenliği kabul zamanı olan 24 Kasım günü, 1981 yılından beri “Öğretmenler Günü” olarak kutlanmaktadır. Öğretmen; insanları eğiten, doğru ve yararlı işleri öğreten, çocuk ve gençlerin kişilik olgusunun pozitif yönde yönde gelişmesini elde eden kıymetli kimsedir. Öğretmenlerimiz yüklenmiş oldukları bu görevlerini daima layıkı ile yerine getirmişler, Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’e ve milletimize layık olacak bir anlayış içinde hizmetlerine devam etmişlerdir. Öğretmenler günü, öğretmenlerimiz ve öğrenciler arasındaki sevgi ve saygının zirve noktasına ulaşmış olduğu bir gündür. Bu hususi güne anlam ve önemi açısından bakıldığında öğretmene gösterilen saygının aslına bakarsak topluma verilen değerin bir göstergesi olduğu akıllardan çıkarılmamalıdır. Bu bakımdan öğretmenler günü, özverili öğretmenlerimizin kıymetini bir kez daha düşünüp anlamamızı elde eden mühim bir gündür..
    21.11.2019
    ÜST KURUL 2020 YILI KIRTASİYE VE TEMİZLİK MALZEMESİ ALIMI DUYURUSU
     
    21.11.2019
    Perpa A ve B Blok Yönetimleri istanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İMAMOĞLU'nu makımda ziyaret ettiler.
    Perpa A  ve  B Blok Yönetim Kurulu Başkanları  Hasan SEZGİN ve Hacı DEMİR,  Yönetim Kurulu üyeleri ile  PERGİP ve PERSİAD Yönetim Kurulu üyeleri Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ekrem İMAMOĞLU'nu makamında ziyaret ettiler. Yapılan ziyarette PERPA için yapılabilecek çalışmalar ve çalışmaların hızlı bir şekilde yürütülebilmesi için gerekli destek talep edildi. Toplantı sonrası , A Blok Yönetimi tarafından TBMM temalı tablo , B Blok Yönetimi tarafından da Ekrem İMAMOĞLU ziyareti esnasında çekilen  Resim Kolajlı bir tablo hediye edildi.  Büyükşehir Belediye Başkanımız Perpalılarla biraraya getirmek üzere, Perpa'ya davet edildi.          
    20.11.2019
    20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü Kutlu Olsun..
    Dünya Çocuk Hakları Günü Nedir? 20 Kasım, 1989 yılından bu yana Birleşmiş Milletler (BM) tarafından dünya genelinde çocukların karşı karşıya kaldıkları hak ihlallerini gündeme taşımak amacıyla “Dünya Çocuk Hakları Günü” olarak kutlanıyor.Özellikle savaş ve yoksulluğun hüküm sürdüğü coğrafyalarda yaşam mücadelesi veren çocukları korumak ve koşullarını iyileştirmek için 20 Kasım 1989 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu “Çocuk Haklarına Dair Sözleşme”yi imzalamış ve o tarihten bugüne 20 Kasım “Dünya Çocuk Hakları Günü” olarak kutlanmaktadır.Çocukların yetişkinlerden daha farklı ihtiyaçlara ve haklara sahip olması gereğinden yola çıkan BM, bu sözleşme ile çocuk haklarını güvence altına almayı hedeflemiş ve taraf devletleri 54 maddeden oluşan sözleşme maddeleri gereğince kendi iç hukuklarında değişim yapmaya zorlamıştır. Çocuk hakları, kanunen ve ahlaki olarak dünya üzerindeki tüm çocukların doğuştan sahip olduğu, eğitim, sağlık, yaşama, barınma, fiziksel, psikolojik veya cinsel sömürüye karşı korunma gibi haklarının hepsini birden tanımlamakta kullanılan evrensel kavramdır. Çocukların erişkinlerden farklı fiziksel, fizyolojik, davranış ve psikolojik özellikleri olduğu, sürekli büyüme ve gelişme gösterdiği bilincinin yerleşmesi, çocukların bakımının bir toplum sorunu olduğu ve bilimsel yaklaşımlarla herkesin bu sorumluluğu yüklenmesi gerektiği düşüncesi, Cenevre Çocuk Hakları Bildirisi ile şekillenmiştir. Günümüzde çocuk hakları ile ilgili olan uluslararası belge, 20 Kasım 1989 tarihinde Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen ve 193 ülke tarafından onaylanmış olan Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmedir.
    15.11.2019
    Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyetimizin Kuruluşunun 36. yılı kutlu olsun..
      Yavru Vatan Kuzey Kıbrıs Kıbrıs adası Akdeniz’de bulunan Sicilya ve Sardunya adasından sonra 3. en büyük adadır. Ve Kıbrıs adasında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi olmak üzere iki ülke bulunur. Bu iki ülke birbirinden tamamen ayrıdır. Kıbrıs adasının ortasından geçen, iki ülke ile sınırı belirleyen Yeşil Hat bulunur. Türk ve Yunanların çatıştığı bu bölgede Türk köyleri katledildikten sonra 1974’te Türkiye Cumhuriyeti burada bulunan Türklerin haklarını korumak amacıyla askeri birliklerini Kıbrıs’a yollayarak askeri harekat yapma kararı alır ve bu harekatla Türk köylerini koruma altına alır. Bu olaydan sonra Cenevre’de Türkiye, İngiltere ve Yunanistan’ın katıldığı bir toplantı yapılır ve ‘Cenevre Deklarasyonu’ imzalanır. Daha sonra Rumlar bu anlaşmaya da uymadıkları için Kıbrıs’a ikinci bir harekat düzenlenir ve üç gün içinde Kıbrıs’ın Kuzey kısmı tamamen alınır. O günden bu yana iki topluluk arasında hiçbir çatışma olmamıştır. 1975’te Türk Federe Devleti kurulmuş, 15 Kasım 1983’te Türk Federe Devleti Meclisinde oybirliği ile alınan kararla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kurulduğu Rauf Denktaş tarafından ilan edilmiştir. Fakat Türkiye dışında hiçbir ülke tarafından tanınmamıştır. Kuzey Kıbrıs 3.355 km2 lik alana sahiptir ( Kıbrıs adasının %36.5 i ) ve ülkenin başkenti Lefkoşa’dir. Ülkede Türk lirası kullanılır. Kuzey Kıbrıs’ın %98 ini Türkler oluşturur. Tamamen Akdeniz iklimi olan adada yazlar sıcak ve kurak, kışlar serin geçer. Her mevsimde görebileceğiniz temiz kumlar ve mavi sular tatil severler için Kuzey Kıbrıs’ın vazgeçilmezidir. Kışın yalnızca yanınıza alacağınız bir ceket ile serin ve sakin akşamların keyfini çıkarabilirsiniz. Yazın ise tabi ki güneş kremi yanınızda olması gereken en önemli şey. Bunun yanında bisiklet sürmekten tutun da yürüyüş yapmak, doğayı seyretmek, tenis, su kayağı, su sporları, şnorkel yapma gibi daha bir çok aktivite yapma şansı bulabileceğiniz Kuzey Kıbrıs için bunlar daha başlangıç. Kuzey Kıbrıs’ta Yaşam Nüfusun çoğunu Türkiye’den giden Türklerin ve Kıbrıslı Türklerin oluşturduğu bir ülke. Burada yaşayan insanların İngiliz kültürüne yakın yaşadıklarını söyleyebiliriz. Özellikle trafik akış yönü ve kanunlar anlamında daha çok İngiltere örnek alınmıştır. Kıbrıs denince aklan gelen ilk şey buranın otel ve casinoları olsa gerek. Türkiye de kumarhaneler yasal olmadığı için bu ülkeye gelenlerin çoğu kumar ve eğlence için gelir. Ayrıca içme suyu pahalı olması ve iyi içme suyu bulmak zor olmasına rağmen alkol ve sigara çok ucuzdur. Hatta kumarhanelerde ücretsiz olarak verilir. Alkol ve sigaranın ucuz olmasının sebebi ise burada vergilerin çok düşük olması ya da hiç olmamasıdır. Ayrıca buradaki plakalar da biraz farklı. Önü beyaz arkası sarı plaka görüyorsanız bu yerli arabadır, kırmızı plakalar ise kiralık araçlara ait. Türkiye de alınan ehliyet burada da geçerlidir. Ama buradaki araçların sürücü koltuğu sağda ve trafik yönü de soldan. Ülke İngiliz kültürüne yakınlığı nedeniyle yurt dışı yaşam koşullarına daha bağlı. Örneğin büyük oteller dışında gideceğiniz her yerde elektrik prizleri İngiliz tarzı üç dişli. Yani yanınızda bir adaptör bulundurmanız şart. Girne’de bulunan üniversiteler nedeniyle buradaki genç nüfus daha fazla ve yurt dışından gelen bir çok öğrenci burada uluslararası kültüre katkıda bulunuyor. Özel üniversiteleri ile de insanları çeken bu ülkede üniversite öğrencilerinin ve askerlerinin nüfusu toplam nüfusun 3 /1′ i kadardır. Bir de Kuzey Kıbrıs’ a gittiğinizde bazı tatların tadına bakmalısınız. Bunlardan ilki ve en ünlüsü Şeftali kebabı. Kıbrıs’a özgü olan bu kebap Koyun ya da keçinin yağlı iç zarına kıyma, maydanoz ve soğan doldurularak yapılmasıyla olur ve genellikle şişte ya da ızgara da kızartılarak servis edilir. Hellimli adıyla bilinen içine hellim ve soğanın konulduğu kek türü bir yiyecek olan genelde çayın yanında ya da kahvaltılarda servis edilen bu yiyecek Kıbrıs’ta oldukça meşhur bir yiyecek. Bunların yanında Hırsız kebabı, molehiya, kolakas, pirohu, gullurikya, ceviz macunu ve paluze’nin tadına bakabilirsiniz. Kuzey Kıbrıs’taki dini inanca baktığımızda Müslüman oranı çok yüksek ve bunun yanı sıra Rum Ortadoks ve Maruni Hıristiyanları da vardır.
    15.11.2019
    VE A MİLLİ TAKIMIMIZ EURO 2020'DE..
    2020 Elemeleri H Grubu 9. maçında Ay-Yıldızlılarımız, Türk Telekom Stadı'nda İzlanda'yı konuk etti. İngiliz hakem Anthony Taylor'ın yönettiği mücadele 0-0 beraberlikle sonuçlandı. Puanını 20'ye çıkaran A Milli Takımımız, EURO 2020 biletini kaptı. Milli Takım, grubun son maçında 17 Kasım Pazar günü Andorra'ya konuk olacak.   A Milli Futbol Takımı,Türk Telekom Stadyumu'nda EURO 2020 Elemeleri'nde İzlanda ile mücadele etti. Müsabaka 0-0 sona erdi. Kritik maçta Türkiye aldığı beraberlikle Avrupa Şampiyonası'na katılmayı garantiledi. Karşılaşmanın 7. dakikasında Ozan Tufan sarı kart gören isim oldu. 30. dakikada Burak Yılmaz'ın kafa vuruşu auta çıktı. İzlanda'da Traustason, 35. dakikada sarı kart gördü. İlk yarı 0-0 eşitlikle sona erdi. 53. dakikada Burak Yılmaz'ın ortası üst direkte taca çıktı. Teknik direktör Şenol Güneş hakeme itirazdan 56. dakikada sarı kart gördü. 80. dakikada Cengiz Ünder yerini Yusuf Yazıcı'ya bıraktı. 82. dakikada kalemizde büyük tehlike yaşadık. Merih Demiral topu son anda çizgiden çıkardı. 87. dakikada Hakan Çalhanoğlu oyundan çıkarken yerine Kaan Ayhan dahil oldu. Kalan dakikalarda gol olmayınca maç 0-0 sona erdi.   Perpa A Blok Yöneticiliği olarak A Milli Takımımızı Yürekten Kutluyoruz ve Euro 2020'de Başarılar diliyoruz..
    11.11.2019
    10 Kasım 2019 Anma Töreni
    Perpa A ve B Blok  Yönetim Kurulu Başkanlarımız, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'ün vefatının 81 yılında, Şişli Kaymamaklığının organize ettiği anma programına katıldılar.   Perpa Ticaret Merkezimizin 10 Kasım Pazar günü kapalı olması vesilesiyle, Cumhuriyetimizin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'ün aramızdan ayrılışının 81 yılı anma töreni Şişli Kaymakamlığının organizasyonu ile gerçekleşti. Törene ; Perpa A Yönetim Kurulu Başkanı Hasan SEZGİN ve B Blok Yönetim Kurulu Başkanı Hacı DEMİR  katıldılar.  Çelenk Konulması ile başlayan tören, saygı duruşunda bulunılması, İstiklal Marşımızın okunması ve bayrağımızın göndere çekilmesi ile sona erdi.  
    11.11.2019
    10 Kasım Çelenlerimiz 8. Kat Atatürk Büstü Önüne konuldu.
       
    08.11.2019
    Özlemle Anıyoruz..
    Cumhuriyetimizin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü, aramızdan ayrılışının 81. yılında minnet ve özlemle anıyoruz. Mustafa Kemal Atatürk Constantine, savaş hedefini ‘Ankara’ya diye ilan etmiş ve İngiliz irtibat subaylarını daha şimdiden, Mustafa Kemal’in şehrinde vereceği zafer yemeğine çağırmıştı. Atina basını, bu istilanın, Büyük İskender’in seferlerine benzediğinden dem vuruyordu. Yunan orduları, bie kez daha, onun yaptığı gibi, ‘Gordion’ düğümünü kesecek ve böylece Asya’da bir imparatorluk kuracaklardı. Gordion tam ilerleyecekleri hat üzerindeydi. Gordion’un Düğümü Ancak, Profesör Toynbee’nin söylediği gibi, unuttukları bir şey vardı. İskender, eninde sonunda, kahinin şartını yerine getirememiş, düğümü çözemeyerek çözmek zorunda kalmıştı. Böylece, şimdi Constantine’in heveslendiği işi, Batı Anadolu’yu krallığına katmak işini başaramamıştı. Yunan Ordusunu iki ayrı kurmay yönetiyordu. Biri Kralın, Öteki de General Papulas’ın Genelkurmayı. Genelkurmaydaki subaylardan bazıları, Eskişehir’de mevziye girip, Türkleri bir karşı saldırıya zorlamayı daha uygun görüyorlardı. Ancak Kralın isteği daha üstün çıkmıştı. Yunan Orduları Ankara Önlerinde Yunan Orduları on gün süreyle, karşılarında bir tek düşman görmeden, sonsuz bir bozkırda, alışık oldukları deniz kıyılarından ve yumuşak vadilerden gittikçe uzaklaşıyorlardı. Havanın kuraklığı, sıcaklığı, bundan önce gördükleri dondan da, kar fırtınalarından da daha kötüydü. Fena halde susuzluk çekiyorlardı. Modern kamyonları, arızalı yollarda parçalanıyor, eşyalarını öküz arabalarıyla, develerle taşımak zorunda kalıyorlardı. Çarpışmalarda esir düştükleri zaman, ilk işleri, Türklerden ekmek dilenmek oldu. Çıplak ve yaban arazide Sakarya’ya doğru ilerlerken askerlerin nefesi tozdan tıkanıyor, çoğu da yaylanın amansız sıtmasına tutulup saf dışı kalıyordu. Anadolu yaylasını yararak Karadeniz’e dökülen üç büyük nehirden biri olan Sakarya Ankara önünde bir dirsek çizip tekrar batıya doğru yolunu izlemeye devam eder. Mustafa Kemal’in Ordusu Mustafa Kemal ve Ordusu, Yunanları burada, ovanın sivri kayalıklarla kesilmiş çıplak ve yaban bir kesiminde bekliyorlardı. Cepheleri güneyde ve kuzeyde iki ırmağa dayanıyor, nehrin kendisi de merkezlerini koruyordu. Sakarya iki kıyısı iki köprü ile birbirine bağlanmıştı. Türklerin savunma durumu genel olarak iyi sayılırdı. Mustafa Kemal’in karargahı, bütün bölgeyi görebilen Alagöz Tepesi’nde kurulmuştu. Burası inşaatı yarım kalmış kerpiç bir evdi. Direklerinden örümcek ağları sarkıyordu. Mustafa Kemal, Osmanlı ordusundan istifasından beri askeri rütbe işaretlerini çıkarmış, Meclis de kendisine bir rütbe vermemiş olduğu için sırtında sadece bir er üniforması vardı. Kırık kaburga kemiği hala sarılı olduğundan savaşı, at sırtında yönetemiyor, trenden sökülüp getirilmiş bir koltukta oturarak idare ediyordu. Yunan ordusu kocaman bir canavar gibi, Ankara’ya yaklaşmış görünüyordu. Türk ordusu da Sakaryanın doğusunda bu canavarın Ankara’yı yutmasına mani olmaya çalışıyordu. Bon voyage, Messieurs Halide Edip, Mustafa Kemal’e soruyor; Eğer düşman Ankara’ya bizden önce gider de bizi geride bırakırsa ne yapacaksınız? Mustafa Kemal; ‘Bon voyage, Messieurs’ ( İyi Yolculuklar) derim. Arkalarından vurarak oları Anadolu’nun bozkırında mahvederim. Savaş, tam yirmi iki gün, yirmi iki gece sürdü. Bu belkide dünyanın en uzun savaşıydı. Vahşi ve öldürücü bir çarpışmaydı bu. Türk mevzileri bir kısım tepeü zerinde kurulmuştu. Yunanlar bunlara birbiri arkasına hücum edip almak zorundaydılar. Oysa Türk piyadesinin çok iyi başardığı, inatçı bir savunma ile karşılaşıyorlardı. Türkler bazı tepeleri tutuyor bazılarını kaybediyorlardı.  Ardarda gelen saldırılar Türk birliklerinde insan kaybına neden oluyordu. Türkler, Yunanların sayı üstünlüğünü gözönünde tutarak kuvvetlerini idareli kullanmak zorundaydılar. Burada Gelibolu’da olduğu gibi yeni silahlanmış binlerce yedek yoktu. Mustafa Kemal, elindeki kuvvetlerin durumunu, başındaki komutanın ne kıratta bir adam olduğunu en ince ayrıntılarına kadar ezbere bilirdi. Savaş raporlarını okurken en ufak bir yanlış bile gözünden kaçmazdı. Mustafa Kemal, düşman kuvvetini de kendi birlikleri kadar yakından inceliyordu.  Bir istihbarat raporunda Yunanların çok kuvvetli bir yığınak yaptığı, o mevzinin savunulamayacağı söyleniyordu. Mustafa Kemal, ”Bizim istihbarat yanılıyor, yenilen biz değil düşmandır” dedi. Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafa vardır. Cephe yüz kilometre uzunluktaydı. Savaşın kritik bir döneminde, kullanılacak taktiği şöyle bildirmişti: ‘Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafa vardır. O satıh, bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terkolunmaz. Her birlik bulunduğu mevziden atılabilir, fakat durabildiği ilk noktada, tekrar düşmana karşı cephe kurup savaşmaya devam eder. Yanındaki birliğin çekilmek zorunda kaldığını gören birlikler ona uymaz. Bulunduğu mevzide sonuna kadar direnmeye mecburdur.” Mustafa Kemal’in savunma hatları, kısım kısım kırılıyordu. Fakat kırılan her kısım en yakın mesafede yeniden kuruluyordu. Yunanlar her ne kadar toprak kazansalarda ilerlemeleri çok yavaştı. On gündetoplambeş kilometre ilerlemişlerdi. Yunanlar Ankara Önlerinde Ancak Türklerin durumu yine de tehlikeliydi. Yunanlar Türk ordusunu yandan çevirip Ankara’ya doğru yürümeye uğraşıyorlardı. Türk cephesi, şimdi kendi mihveri üzerinde dönmüştü. Artık kuzeyden güneye değil, doğudan batıya uzanıyordu. Öyle ki, doğu ucundaki Yunan kuvvetleri Ankara’ya Türklerden daha yakındı. Mustafa Kemal, ” Çal Dağını almadıkları sürece korkulacak bir şey yok” diyordu. ”Ancak alacak olurlarsa, kolayca Haymana’yı işgal edebilir, bizi kapana kıstırabilirler” dedi. Bir gece Çal Dağ’ın düştüğü, Yunanların Haymana’ya ilerlemeye başladıkları haberi geldi. Karargahta korkunç bir sessizlik. Mustafa Kemal çok üzgündü. Geriye çekilme emri verip vermemekte tereddüt ediyordu. Türkler burada seksen iki subay dokuz yüz asker kayıp verdiler. Öyle ki, taburlara, teğmenler komuta ediyordu. Bir topçu tümeninin elinde sadece on yedi mermi kalmıştı. Ertesi gün Yunanlar, dağı ele geçirdiler. Yunanlar dağı aldıktan sonra Haymana’ya doğru ilerlemeye başladılar. Savaşın Dönüm Noktası Savaş bir dönüm noktasına gelmişti. iki taraf bir an için duraklamışlardı. İkisi de geri çekilmek üzereydiler. Ancak daha uzun dayanan Türkler oldu. Yunanlar daha ileriye gidemeyecek kadar bitkindiler. Yiyecek ve içecek kıtlığı başlamıştı. Öyle büyük kayıplar vermişlerdi ki, yüz elli kişilik bölükler otuza kadar düşmüştü. Mustafa Kemal, Yunanları sol kanatta durdurmuş, Ankara’yı kurtarmış ama onları daha Orta Anadolu’dan atması gerekiyordu. Burada karşılarında kendilerinden sayıca ve silahça üstün Yunan birlikleri bulunuyordu. Türklerin elindeki cephane tükenmek üzereydi. Grup komutanlarından biri ancak tek bir saldırı yapabileceklerini belirtti. Çarpışma sona erince, Mustafa Kemal’e tekmil vererek, ” Komutanım mevziyi ele geçirdik, cephanemiz de tükendi.” dedi. Genel karargahtaki bütün subaylar, acı kayıplardan söz ediyorlardı. Ama Komutanlarını iyi tanıyan Mustafa kemal, için için güldü ve ”Merak etmeyin durum söylendiği kadar kötü değildir” dedi. Yunanlar Savunmada Durum tersine dönmüş Yunanlar, Sakarya’da siper kazmaya başlamışlardı. çarpışma yeniden alevlendi. Sakarya’dan toz ve duman bulutları yükselmekteydi. İnsanlar birbirine giriyordu. Süngü savaşları, kocaman karıncaların yuvaları etrafında kavga etmeleri gibiydi. Mustafa Kemal, ” Yunanlar cesaretle dövüşüyorlar, kuvvetlerinin geri çekilişini kapatmak için topçuları kendilerini feda ediyor” dedi. Kaburga kemiğinin kırıldığı Karadağ, yarım tümen asker pahasına alınmıştı. Yunan birliklerinin cesareti gittikçe kırılmaya başlamıştı. Bu sırada Atina’dan genel çekilme emri geldi. Yunanlar, Anadolu yaylasından tersyüz geri dönmeye başlamışlardı. Geçtikleri yerleri yakıp yıkarak Türklerden kaçmaya çalışıyorlardı. Ancak Türkler de onları kovalayamayacak kadar bitkin bir haldeydi. Konstantin, askeri gücünü aşan bir işe girişmiş fakat Anadolu’ya yenilmişti. İskender’in kördüğümünü çözme hayali de Sakarya üzerindeki köprü ile beraber yıkılmış, düğüm yine çözülememişti. Yıllar sonra bir ressam, Mustafa Kemal’e Sakarya savaşını gösteren bir tablo hediye etti. Kendisi ön planda yağız bir atın sırtına binmiş olarak görünüyordu. Ressam tebrik beklerken, Mustafa Kemal; ” Bu tabloyu kimseye göstermeyin” dedi. ” Savaşa katılmış olan herkes bilir ki, hayvanlarımız bir deri bir kemikten ibaretti. Bizim de onlardan geri kalır yanımız yoktu. Hepimiz iskelet halindeydik. ” dedi
    04.11.2019
    2-8 KASIM LÖSEMİLİ ÇOCUKLAR HAFTASI
    LÖSEMİ NEDİR? ÇOCUKLUK ÇAĞINDA LÖSEMİLER: Çocukluk çağındaki kanser vakalarının %35'ini lösemiler oluşturur ve birinci sıradadır. Lösemiler hücre cinsine göre; ALL (Akut Lenfoblastik Lösemi) ve AML (Akut Myeloblastik Lösemi) olmak üzere 2 ana gruba ayrılır. Kendi içlerinde de alt sınıflar tanımlanabilir.Türkiye'de her yıl 16 yaşın altında 1200-1500 yeni lösemili çocuk vakası bildirilmektedir. Lösemi nedenleri henüz tam olarak aydınlatılmamıştır. Sitogenetik ve moleküler tekniklerdeki yeni gelişmelerle; genetik yatkınlıklar, radyasyon, benzen ve türevleri (bali, vs.), böcek ilaçları gibi kimyasal maddeler, bazı kalıtsal hastalıklar ve bazı viral hastalıkların hep birlikte lösemiye neden oldukları çalışmalarla gösterilmiştir. Lösemi her yaşta görülmektedir. En sık çocukluk çağında 2-5 yaşlarında artmaktadır. 1 yaşın altında, 10 yaşın üstündeki yeni vakalarda tedaviye cevap azalmaktadır. Herhangi bir etkiyle damarlarımızda dolaşan kanın esas yapım yeri olan kemik iliğimizdeki ana hücrelerde oluşan şifre değişikliği ile blast adını verdiğimiz olgun olmayan kan hücrelerinde artış meydana gelmektedir. Bu hücreler hızla yayılarak kemik iliğini, lenf bezlerini, dalağı, karaciğeri, beyin ve merkezi sinir sistemini tutmaktadır. BELİRTİLERİ: Çocuklarda lösemi hastalığının belirtileri: İştahsızlık Kansızlık Zayıflama Bacaklarda kemik ağrıları Cilt altında kanamaları (kırmızı noktalar veya morarmalar) Burun ve dişeti kanamaları Ateş ilk gözlenen bulgulardır.Ayrıca yayıldığı organlara ait belirtiler, örneğin başağrısı, kusma, karın ağrısı, görme bozuklukları önem taşıyabilir. Bu yakınmalarla müracaat ettikleri çocuk hematoloji (kan hastalıkları) uzmanlarınca yapılan muayenede çoğunlukla karaciğer ve dalak büyümesi, lenf bezlerinde genişleme, kanama bulguları tespit edilebilir. Yapılan kan, kemik iliği, hücre tipini belirleme ve genetik tetkikler sonucu kesin tanı konulabilir. Tanıdaki ayrıntılı testler genellikle lösemi tiplerini, tedavi prensiplerini belirlemede yardımcı olacaktır. TEDAVİSİ Tedavi öncelikle genel durumun düzeltilmesi yöntemleri ile başlar. Bu safhada kan veya kanın içindeki özel hücrelerini donörlerden (gönüllü kan verici kişi) alınarak lösemili hastaya verilmesi, enfeksiyon mevcutsa gerekli mücadelelerin yapılması, böbreklerin, karaciğer ve kalbin kemoterapi ilaçlarının yan etkilerinden korunma önlemlerinin alınması çok önemlidir. Ayrıca hastaların ve ailelerin hastalık hakkında bilgilendirilmesi, löseminin umutsuz değil, tersine iyi bir tedavi ve moral desteği ile lösemide %85'lere varan oranda iyileşmenin sağlandığının açıklanması tedavinin ikinci basamağıdır. TEDAVİ ESASLARI ve İLK TEDAVİ: Çok yüksek doz, birbirinden farklı en az 6 çeşit ilacın 4-6 hafta içerisinde damardan ve ağızdan verilmesidir. Burada amaç, blast adı verilen kötü huylu ana hücrelerin yok edilmesidir. Ancak bu kemoterapi ilaçları, maalesef yalnızca kötü hücreleri etkilememekte, vücudumuzun iyi, faydalı hücrelerini de yok etmektedir. Bu nedenle, çocuklarımızın saçları dökülmekte, ağızlarında, bağırsaklarında yaralar açılmakta, halsizleşmektedirler. Yine, vücudumuzu enfeksiyonlara karşı koruyan savunma hücreleri de ilaçlarla yok edildiğinden immün sistem yıkılmakta, en ufak bir mikrop, hastalık etkeni dahi tüm vücuda yayılıp ağır ateşli enfeksiyonlara neden olmaktadır. Bu nedenle lösemili çocuklarımız etraflarındaki insanlardan, havadan, sudan mikrop almamak ve korunmak için maske takmaktadırlar.    
    31.10.2019
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığını Perpa Ticaret Merkezi olarak ziyaret ettik.
    Perpa A ve B Blok Yönetimleri, İstanbul Büyükşehir Belediyesi  İtfaiye Daire Başkanı Remzi ALBAYRAK'ı makamında ziyaret ettiler. Yeni görevlerinin hayırlı olması için yapılan ziyarette,Perpa'da iş yeri açma ruhsatı alımı konusunda yaşadıkları sıkıntılar dile getirilerek, problemin çözümü için destek istendi.
    Duyurular