Tüm Haberler
Başkomutanlığın 101. Yılı
Cumhuriyetimizin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e Başkomutanlık Ünvanı Verilmesinin 101. Yılı Kutlu Olsun Osmanlı İmparatorluğu büyük umutlarla girdiği Birinci Dünya Savaşı’ndan yenilmiş olarak ayrıldı. 30 Ekim 1918’de imzaladığı Mondros Mütarekesi’nden sonra ülke dört bir yandan işgale uğradı. Türk ulusu yorgun, bitkin, fakir düşmüş olmasına rağmen bu işgallere dayanamadı ve Mustafa Kemal Paşa’nın liderliğinde işgalci güçlere ve onlarla işbirliği içinde bulunan İstanbul Hükümetine karşı da yeni bir savaşı başlattı. Millî Mücadele olarak andığımız bu savaşın en kanlı çatışmaları Batı Cephesi’nde yaşandı. Ankara’da oluşan ulusal gücü yok etmeye çalışan İtilaf Devletlerinin vurucu gücü Yunan Ordusu, İzmir’in işgalinden sonra sürekli Ankara’ya doğru saldırıya geçti. İnönü’de iki kez yenilmiş olması onların hırsını daha da kamçıladı. İtilaf Devletlerinden özellikle de İngiltere’den aldığı yardımlarla 10 Temmuz 1921’de yeniden saldırıya geçti. Afyon ve Kütahya’yı işgal etti. Mustafa Kemal Paşa Türkiye Büyük Millet Meclisi ordularının daha çok kayba uğramasını önlemek için Batı Cephesi komutanı İsmet Paşa’dan orduyu Sakarya’nın doğusuna çekmesini istedi. Eskişehir, Yunan işgaline uğradı. Bu gelişmeler Türkiye Büyük Millet Meclisinde yankı bulmakta gecikmedi. Meclisin 23 Temmuz 1921 tarihli gizli oturumunda milletvekilleri söz alarak hükümeti eleştirdi. Hükümet Başkanı ve Müdafaa-i Milliye Vekili Fevzi Paşa’nın Hükümetin Kayseri’ye taşınmasını istemesi gerginliği daha da artırdı. Zira bunun halkta panik yaratacağından ve halkın çözüleceğinden endişe edilmeye başlandı. “Biz buraya kaçmaya mı geldik, yoksa düşmanla dövüşmeye mi? Biz kaçarsak milleti durdurmamız mümkün olmaz. Ankara’yı savaşsız bırakamayız son tepeye kalıncaya kadar savaşmalıyız” sesleri ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin Ankara’da kalması istekleri Meclise hâkim oldu. Ankara’nın savunulması kararlaştırıldı. Bu gergin ortam, 4 ve 5 Ağustos 1921’deki Meclis oturumlarında da sürdü. Hükümet karşıtı milletvekilleri “Ordu nereye gidiyor, millet nereye götürülüyor, bu harekâtın elbet bir sorumlusu vardır, o nerededir, bugünkü durumun gerçek yaratıcısını ordunun başında görmek isteriz!” gibi çeşitli imalı konuşmalarda bulundular. Hatta Mustafa Kemal’in adını belirten de oldu. Çünkü taraftarları gibi, muhalifleri de Mustafa Kemal Paşa’dan ordunun başına geçmesini istiyordu. Kurtuluş için tek çarenin bu olduğu, başka çıkar yol bulunmadığı kanısı yerleşmişti. Gelişmeleri izleyen Mustafa Kemal Paşa önce Meclisteki tartışmaların dışında kaldı. Bu tavrın onun da gelecekten ümidini kestiği gibi yanlış yorumlara yol açacağından endişe ederek 4 Ağustos 1921’de Meclis Başkanlığına Başkomutan olmak istediğini belirten bir önerge verdi. “Meclisin sayın üyelerinin genel istekleri üzerine Başkomutanlığı kabul ediyorum. Bu görevi, kendi üzerime almaktan doğacak yararları en kısa zamanda elde edebilmek ve ordunun maddî ve manevî gücünü en kısa zamanda artırmak ve yönetimini bir kat daha kuvvetlendirmek için, Türkiye Büyük Millet Meclisinin sahip olduğu yetkileri fiilen kullanmak şartıyla üzerime alıyorum. Hayatım boyunca millî egemenliğin en sadık bir hizmetkârı olduğumu milletin nazarında bir defa daha doğrulamak için, bu yetkinin 3 ay gibi kısa bir müddetle sınırlandırılmasını istiyorum.” Bu teklif üzerine Mecliste yeni bir tartışma başladı. “Başkumandanlık olmaz, Başkumandan Vekili unvanını verelim.” diyenlerin gerekçesi Başkumandanlığın Meclisin manevi kişiliğinde olduğu inancıydı. Kimi milletvekilleri Meclisin yetkilerinin kullanılması isteğine karşı çıkarak bunun sakıncalar doğuracağını iddia ettiler. Ancak ülkenin durumu çok kritikti. Bu durumdan ülkeyi ancak Mustafa Kemal Paşa çıkarabilirdi. Çeşitli kez askeri dehasını göstermiş olan Mustafa Kemal’in bu isteğini kabul etmekten başka yol yoktu. İşte bu nedenle Sinop milletvekili Rıza Nur ve 8 arkadaşı milletvekillerinin endişelerini giderici bir yasa önerisi hazırlayarak Meclis Başkanlığına sundular. Buna göre; “Ulusun ve ülkenin yazgısına doğrudan el koyan tek yüce güç olan ve Başkomutanlığı manevi kişiliğinde bulunduran Türkiye Büyük Millet Meclisi, aşağıdaki kayıtlarla Başkomutanlık görevini kendi Başkanı Mustafa Kemal Paşaya vermiştir. Başkomutan, ordunun maddi ve manevi gücünü artırma ve yönetimini bir kat daha kuvvetlendirme konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisinin buna ait yetkilerini, Meclis adına fiilen kullanmaya yetkilidir. Bu unvan ve yetki üç ay müddetle sınırlıdır. Meclis, gerek gördüğü takdirde bu süreyi uzatabilir.” Bu tasarı Türkiye Büyük Millet Meclisince kabul edilerek 5 Ağustos 1921’de Mustafa Kemal Paşa Başkomutan unvanını aldı. Başkomutanlık Kanunu’nun benimsenmesinden sonra Mustafa Kemal Paşa ülkenin düşman işgalinden kurtarılacağına dair sarsılmaz inancını bir kere daha vurguladı. Meclise şu güvenceyi verdi: “Efendiler! Zavallı milletimizi esir etmek isteyen düşmanları, Allah’ın yardımıyla behemehal mağlûp edeceğimize dair olan emniyet ve itimadım bir dakika olsun sarsılmamıştır. Bu dakikada bu kesin inancımı yüksek heyetinize karşı, bütün millete karşı ve bütün âleme karşı ilân ederim.” Başkomutan, aynı gün ordu ve millete yayınladığı bir bildiride ise “… Bana bu vazifeyi vermiş olan Meclis ve bu Mecliste beliren milletin kesin iradesi, hareket tarzımın odağını oluşturacaktır. Hiçbir sebep ve suretle değiştirilmesine imkân olmayan bu kesin irade, her ne olursa olsun düşman ordusunu imha etmek ve bütün Yunanistan’ın silahlı güçlerinden oluşan bu orduyu, anayurdumuzun mukaddes ocağında boğarak, kurtuluşa ve bağımsızlığa kavuşmaktır.” diyordu. Nitekim bir yıl sonra bu amaç gerçekleştirilecektir. Başkumandanlık Kanunu, 31 Ekim 1921’de, 4 Şubat 1922’de, 6 Mayıs 1922’de üç kez uzatılmıştır. Özellikle İkinci Grubun güçlendiği bir sırada 6 Mayıs 1922’deki uzatma, Mecliste oldukça ciddi tartışmalara yol açmıştır. 20 Temmuz 1922’de ise Mustafa Kemal Paşa’nın Başkumandanlık yetkisi süresiz olarak uzatılmıştır.
Aidatlar Güncellendi
Sayın Kat Malikimiz ve Kiracımız, 27.01.2022 tarihinde genel kurulumuz sizlerin katılımı ile gerçekleştirilmiş ve 2022 yılı aidat tutarları belirlenmiştir. Son yıllarda yaşanan salgının getirdiği belirsizlik ve ekonomik olarak ayakta kalmanın çok zor olduğu bu olağanüstü döneme ve zorlu şartlara rağmen Perpa’ya değer katacağına inandığımız işler yapmak için azami gayreti gösteriyoruz. Ancak genel kurul tarihinden bu yana ülkemizde yaşanan ve öngörülemeyen ekonomik gelişmeler ve yaşanan kriz sebebiyle doğalgaz, elektrik ve su giderleri ile ortak alan, bakım ve onarım maliyetlerinde artışlar meydana gelmiştir. Söz konusu artışlar, siz değerli Perpalılara sunmuş olduğumuz hizmetlerin devamını ve gerçekleştirmeyi planladığımız projelerin hayata geçirilebilmesini imkansız hale getirmiştir. Perpa Ticaret Merkezi A Blok Kat Malikleri Yöneticiliği bünyesinde çalışan toplam 35 personel, temizlik şirketinde çalışan toplam 35 personel ve Üst Kurul bünyesinde ise toplam 120 personelimiz bulunmaktadır. 01.07.2022 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanan Asgari Ücret Tespit Komisyonu Kararı ile gerçekleşen yaklaşık %30 ara zam sonrasında, personel giderlerimizde de fahiş bir artış meydana gelmiştir. TÜİK verilerine göre, 2022 yılı Temmuz ayında enflasyon oranı %78 olarak açıklanmıştır. 2022 yılı başından bu yana asgari ücrete yaklaşık %80, doğalgaz fiyatlarına %359, elektrik fiyatlarına %251, su fiyatlarına ise %66 oranında artış yapılmıştır. Ayrıca devam etmekte olan yatırım kalemlerimizden yangın ihbar ve algılama sistemi 247.882eur+kdv ve 875.483 TL+kdv işçilik bedeli ile 4 adet yürüyen merdiven ise 148.000usd+kdv bedeli ile Perpalıların hizmetine sunulmuş ve ödemeleri devam etmektedir. Tüm bu giderler bütçemizin yaklaşık %90’nını oluşturmaktadır. Bu nedenle 2022 yılı başında genel kurul tarafından kabul edilen işletme projesinde belirtilen tüm gider kalemlerinde ciddi oranda artış söz konusu olmuştur. Toplanan aidat ve kira bedellerinin giderleri karşılaması imkânsız hale gelmiştir. Tüm bu açıklanan nedenlerle, 1 Temmuz 2022 tarihinden genel kurul tarihine kadar geçerli olmak üzere aidat bedellerinin güncellenmesi ve Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 35. ve 37. maddelerinin yöneticiye vermiş olduğu yetkiye dayanarak aidat bedellerine avans niteliğinde artış yapılması zorunluluğu doğmuştur. Güncellenen aidat bedelleri mektupla adreslerinize gönderilmiştir. Ekonomik olarak sıkıntılı günlerden geçtiğimiz bu dönemde siz değerli kat maliklerimize ve kiracılarımıza anlayışınızdan dolayı teşekkür ederiz. Saygılarımızla Hasan Sezgin Perpa Ticaret Merkezi A Blok Yönetim Kurulu Başkanı
İlhan İrem Hayatını Kaybetti
Türk pop müziğinin usta isimlerinden İlhan İrem (67) yaşında hayatını kaybetti. İrem, böbrek rahatsızlığı sebebiyle diyaliz tedavisi görüyordu. hurriyet.com.tr’nin ulaştığı eşi Hansu İrem, ünlü sanatçının hayatını kaybettiğini doğrulayarak “Eşim melek oldu” dedi. 3 VASİYETİ VARDI Eşi Hansu İrem, vefat haberinin ardından eşinin üç vasiyeti olduğunu söyleyerek, ‘Üç vasiyeti vardı. Tabutunun Türk bayrağına sarılmasını istemişti. Atatürk Kültür Merkezi’nde, AKM’de bir tören yapılmasını istiyordu. Bir diğer vasiyeti de Aşiyan Mezarlığı’nda toprağa verilmekti” dedi. Hansu İrem, vasiyetin yerine getirilmesi için çalışmaları başlatan İstanbul Büyükşehir Belediyesi’yle töreni cumartesi gününe planladıklarını söyledi. TEDAVİ GÖRÜYORDU Türk pop müziğinin usta isimlerinden İlhan İrem’in, geçtiğimiz şubat ayında böbrek rahatsızlığı sebebiyle ağırlaştığı, yoğun bakıma alındığı iddia edilmişti. İLHAN İREM KİMDİR? İlhan İrem 1955 yılında Bursa’da dünyaya geldi. Ortaokulda solfej ve şan dersleri almaya başladı ancak müzik hayatına girmesi, 1969 yılında (14 yaşındayken) üst dönemler tarafından okul orkestrasına solist olarak seçilmesi ile oldu. 1970 yılında mensubu olduğu Meltemler Orkestrası, Milliyet Gazetesi’nin düzenlediği Liselerarası Müzik Yarışması’nda Marmara bölgesi birinciliği kazandı. Bu dönemde İstanbul’daki pek çok profesyonel müzik grubundan teklif aldı ancak 1972 yılına kadar Bursa’da kalmayı tercih etti. Aynı kadro ile 1972’ye kadar Bursa Çelik Palas Oteli’nde ve Uludağ diskolarında dans müziği şarkıcılığını sürdürdü. İlhan İrem sanat hayatında 70’li yılları “romantik dönem” olarak adlandırır. Bu dönemde single plaklar ve romantik hit parçalar üretmiştir. Plak firmasının bestelerini başka sanatçılara söyletme isteğini geri çevirdikten sonra yapmış olduğu ikinci 45’liği “Yazık Oldu Yarınlara - Haydi Sil Gözlerini” genç sanatçıyı bir anda Türkiye’deki en popüler sarkıcılardan biri yaptı. 1975 yılında yayınlanan üçüncü 45’liği “Anlasana” ile başarısını devam ettirdi. 2008 yılında çocuklar için hazırladığı “Tozpembe / Progressive Çocuk Şarkıları” isimli bir albüm yayınladı. 6 KEZ ALTIN PLAK ALDI İlhan İrem sanat yaşamı boyunca 6 kez Altın Plak olmak üzere pek çok ödül aldı. Aralarında Hey ve Ses de olmak üzere çeşitli dergi, gazete ve kurumlar tarafından pek çok kez “yılın erkek sanatçısı” ve “yılın sanatçısı” ödüllerine layık görüldü. Birçok şarkısı ve albümü çeşitli dergi, gazete ve kurumlar tarafından “yılın şarkısı/yılın albümü” seçildi. Orta Doğu Teknik Üniversitesi psikoloji mezunu olan eşi Hansu İrem ile 1 Ekim 1991 tarihinde evlendi. Hansu İrem aynı zamanda İlhan İrem’in sanat yönetmenliğini yapıyordu.
Çevre Yollarına Perpa Tabelası Asıldı
İBB Tarafından Çevre Yollarına Perpa Tabelası Asıldı Perpa çevre yollarına İBB tarafından yönlendirme tabelaları asıldı. Mecidiyeköy, Okmeydanı ve Kasımpaşa yönünden Perpa'ya gelen araçların yolu daha kolay bulabilmesi için yönlendirme tabelaları asıldı. Yapılan çalışmadan dolayı İBB'ye teşekkür ederiz.
Kıbrıs Barış Harekatı
20 Temmuz Kıbrıs Türklerinin yeniden doğuşu olarak tarihe geçti. Rumların Ada’da Türklere karşı uyguladığı baskı ve zulme son vermek amacıyla da 48 yıl önce bugün Kıbrıs Barış Harekatı düzenlendi. Peki 20 Temmuz 1974’te başlatılan harekat sürecine nasıl gelindi? Kıbrıs’ta 1960’ta kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tek taraflı bozan Rumlar, Türklere karşı savaş başlattı. Terör örgütü EOKA’yı kuran Rumların tek amacı vardı: Kıbrıs Adasını Yunanistan’a bağlamak. Kıbrıs’ta en kanlı saldırılar Aralık 1963’te başladı. Rumların saldırıları tarihe “Kanlı Noel” olarak geçti. 364 Türk şehit edildi, 103 Türk köyü boşaltıldı. Binbaşı Nihat İlhan’ın eşi ile 3 çocuğu da bu saldırılarda vahşice katledildi. Türkiye, Lefkoşa üzerinde savaş uçaklarını uçurdu, Rumlara ilk uyarı yapıldı. Birleşmiş Milletler Barış Gücü 14 Mart 1964’te Ada’ya ulaştı. Ancak Rum saldırıları önlenemedi. Cengiz Topel şehit edildi Erenköy’da Türk Hava Kuvvetleri’nin gerçekleştirdiği uyarı uçuşları direnişte etkili oldu. Yüzbaşı Cengiz Topel’in kullandığı jet yerden isabet aldı. Paraşütle atlamayı başaran Topel, indiği Rum köyü yakınlarında esir alındı. İşkenceyle şehit edildi. Katliam nedeniyle Türkiye’de Kıbrıs’a müdahale için sesler yükseldi. TBMM, dönemin hükümetine Kıbrıs’a müdahale yetkisi verdi. 7 Haziran’da Ada’ya müdahale edileceği bildirildi. Ancak dönemin Amerika Birleşik Devletleri Başkanının yazdığı ve tarihe ‘Johnson Mektubu’ olarak geçen mesajdan sonra Kıbrıs’a müdahale planı rafa kaldırıldı. Türkiye harekete geçti Gelişmenin ardından terör örgütü EOKA’nın saldırıları daha da arttı. 15 Temmuz 1974’te EOKA lideri Nikos Sampson, Ada’yı Yunanistan’a bağlamak için Rum lider Makarios’a karşı darbe yaptı. Kıbrıs’ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne kastedilmesi üzerine, Türkiye, ilk aşamada diplomatik girişimler başlattı. 17-18 Temmuz 1974’te Türkiye ile İngiltere darbenin ardından atılabilecek adımlara yönelik Londra’da görüşmeler yaptı. İngiltere, Kıbrıs’a müdahaleye yanaşmayınca, Türkiye 1960 Garanti Antlaşmasından doğan garantörlük hakkını kullandı. 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs Barış Harekatı’nı başlatma kararı aldı. Barış harekatı başarı kazandı Kıbrıs Barış harekatı 20 Temmuz günü sabahın ilk ışıklarıyla başladı. Havadan ve denizden Kıbrıs’a çıkan Türk askeri, Kıbrıslı Türk Mücahitlerle omuz omuza çarpıştı. Türkiye, harekatı Güvenlik Konseyi’nin kararına uyarak 22 Temmuz 1974’te durdurdu. Türkiye, Yunanistan ve İngiltere bir araya gelerek Kıbrıs sorununun çözümü için görüşmelere başladı. Ancak Temmuz sonunda başlayan Cenevre görüşmeleri sonuçsuz kalınca, harekatın ikinci bölümü “Ayşe tatile çıksın” parolası ile 13 Ağustos’u 14 Ağustos’a bağlayan gece başlatıldı. Barış Harekatı ile Türk askeri büyük başarı kazandı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kuruluşunun temeli atıldı.
Dr Ekrem Karakaya Görevi Başında Katledildi
Dr. Ekrem Karakaya görevi başında katledildi! Konya Şehir Hastanesi’nde Kardiyoloji Bölümü’nde görev yapan Uzman Doktor Ekrem Karakaya, çalıştığı hastanede bugün silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirdi. Saldırgan Hacı Mehmet Akça, Karakaya’yı vurduktan sonra aynı silahla hayatına son verdi. Hastane çalışanları protesto için iş bıraktı. Konya’da görev yaptığı hastanede saldırıya uğrayan doktor ve saldırgan öldü. Konya Şehir Hastanesi’nde bir poliklinikte tedavi gören hasta M.A. ile doktor Ekrem Karakaya arasında henüz bilinmeyen nedenle tartışma çıktı. Doktoru silahla vuran M.A., aynı silahla intihar girişiminde bulundu. Durumu ağır olan Karakaya ile M.A. ameliyata alındı. Ağır yaralanan doktor ve saldırgan müdahaleye rağmen kurtarılamadı. Saldırganın Yunak İlçe Devlet Hastanesi’nde güvenlik görevlisi olarak çalıştığı öğrenildi.
İBB Başkan Danışmanı Mehmet ÇAKILCIOĞLU öncülüğünde, Ticaret Merkezi Başkanları Alazade Restoran'da biraraya geldi.
Ticaret Merkez'lerinin sorunlarını dinlemek ve çözüm önerileri ile yol alabilmek adına; İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Mehmet ÇAKILCIOĞLU öncülüğünde, Ticaret Merkezi Başkanları ile organize edilen toplantının 3. 'sü Perpa Ticaret Merkezi'nde gerçekleştirildi. Toplantıya, İBB katılımcıları olarak ; İBB Dr.Şehir Plancısı ve Başkan Danışmanı Mehmet ÇAKILCIOĞLU, İBB ve Beylikdüzü Belediyesi Meclis Üyesi Nuri ASLAN, İBB Başkan Danışmanı Özel Kalemi Deniz MAZICIOĞLU, Nazlı Ceren SUAL ve Nahit KARACA , İBB İstanbul Planlama Ajansı Genel Sekreteri Oktay KARAGÜL'e , Ticaret Merkezi Başkanları; İMES Yönetim Kurulu Başkanı Kemal AKAR, YEDPA Yönetim Kurulu Başkanı Salih Sami ATILGAN, KEYAP Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Nuri KURİŞ, İSTOÇ Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet KOÇ, MODOKO Yönetim Kurulu Başkanı Koray ÇALIŞKAN, GİYİMKENT Yönetim Kurulu Başkanı Muzaffer CEVİZLİ, TEKSTİLKENT Yönetim Kurulu Başkanı Çetin ARI, RAMİ TOPTANCILAR ÇARŞISI - İGTOD Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa KARLI, KUYUMCUKENT Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet KARBEYAZ, MISIRÇARŞISI Yönetim Kurulu Başkanı Ömer BAŞIBÜYÜK, İMÇ Yönetim Kurulu Başkanı Erol ADAYILMAZ, PERPA Ticaret Merkezi A ve B Blok Yönetim Kurulu Başkanları Hasan SEZGİN ve Hacı DEMİR eşlik etti. Ticaret Merkezi Başkanları , Alazade Restoran'da kahvaltıda biraraya geldi. Toplantı ile ilgili detaylar, B Blok Mithat YÜMLÜ toplantı salonunda görüşülmeye devam edildi. Barkovizyon ile İstanbul'da planlanan çalışmalar hakkında bilgi verildikten sonra, Ticaret Merkezlerinin sorunları dinlenildi. Toplantı sonrasında, şiddete maruz bırakılan yada maruz kalma tehlikesi altında olan kadınlar tarafından yapılmış olan tablo, Ticaret Merkezi Başkanları tarafından satın alınarak destek verildi. Perpa hatırası olarak , Ticaret Merkezi Başkanlarına ATATÜRK tablolu duvar saati ve PERPA tarihini anlatan kitap hediye edildi. Toplantı, başka bir Ticaret Merkezinde biraraya gelmek üzere sona erdi.
İBB Başkan Danışmanı Mehmet ÇAKILCIOĞLU öncülüğünde gerçekleşen toplantının 4.sü MISIRÇARŞISI'nda gerçekleştirildi.
Ticaret Merkezlerinin genel sorunları ve çözüm önerileri için, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Mehmet ÇAKILCIOĞLU öncülüğünde gerçekleşen toplantı, MISIRÇARŞISI Yönetim Kurulu Başkanı Ömer BAŞIBÜYÜK'ün daveti ile MIŞIRÇARŞISI'nda gerçekleştirildi. 4.'sü gerçekleşen toplatında, Ticaret Merkezi Başkanları kahvaltıda biraraya geldi. Bu nazik davet ve misafirperveliği için Sayın, Ömer BAŞIBÜYÜK'e teşekkür ederiz.
Reklamlar
Duyurular