Hoş geldiniz ÇAĞDAŞ KABLO SANAYİ VE TİC. A.Ş. Yetkili Kullanıcı Son Giriş: 02.01.2026 10:15
  • Duyurular
  • Tüm Haberler
    18.09.2023
    İstanbul'un Ekonomi Serüveni Cem Seymen
    İmparatorluğun başkenti İstanbul her ne kadar Cumhuriyet kurulduktan sonra bu statüsünü kaybetse de Türkiye Cumhuriyeti’nin ekonomi lokomotifi olmaya, tüm ülkenin hatta Orta Doğu ve Balkanlar’ı ekonomik, siyasi ve sosyal anlamda etkilemeye devam etmiştir. İstanbul’daki ekonominin kısa bir tarihini anlattığımız bu yazımızda şehrin ülke ekonomisinde ne kadar belirleyici olduğunu geçmiş dönemleri günümüzle karşılaştırarak anlama fırsatı bulacaksınız.   Cem SEYMEN 23 Ağustos 2023   İstanbul, dünyanın en güzel şehirlerinden biri, belki de en güzeli. Dünyadaki en eski şehirlerden biri olan İstanbul aynı zamanda bir imparatorluklar başkenti. Roma İmparatorluğu ardından Bizans İmparatorluğu sonrasında Latin İmparatorluğu görkemli kent İstanbul’u başkent olarak konumlandırmış. Bölgeye yeniden hâkim olan Bizans İmparatorluğu İstanbul’a geçmişte olduğu gibi yeniden başkentlik tacını giydirmiş. Sonrası malum… İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmed büyük değişimlerin de temelini atmış olur. Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, İstanbul yepyeni bir kaderi yaşamaya başlayacaktır. 1453 yılından Cumhuriyet’in doğuşuna, ta 1922 yılına kadar hayatını başkent olarak sürdürecektir.   Şehirde farklı iş kolları gelişmiş, ilerlemiş, farklı ihtiyaçlara göre yeniden şekillenmiş. Geçenlerde İstanbul Ticaret Odası’nın bir araştırmasını okuduğumda çok ilginç bulgularla karşılaştım. Araştırmanın sonuçlarına göre Türkiye’de üretilen her 100 liralık millî gelirin 30 lirası İstanbul’da oluşuyor, her 100 dolarlık dış ticaretin 49 dolarını İstanbullu firmalar yapıyor, her 100 sigortalı çalışanın 24’ü İstanbul’da istihdam ediliyor. İTO, araştırmasında 2022’de İstanbul’un Türkiye ekonomisindeki payını yüzdelik oranlar hâlinde incelemiş. Ortaya çıkan rakamlar gerçekten son derece çarpıcı. İstanbul’un tek başına 68 şehrin toplamından daha fazla millî gelir ürettiğini biliyor muydunuz? İstanbul ekonomisi, bugüne kadar belli olan verilerle, toplam vergi gelirlerinin yüzde 48,2’sini, toplam dış ticaretin yüzde 48,7’sini üretmiş durumda. Muazzam bir performanstan bahsediyoruz. Yani tek başına bir ülke gibi âdeta.   Yabancılara konut satışlarının %40’a yakını İstanbul’da gerçekleşmiş dersem sanırım şaşırmazsınız. Yine yabancı sermayeli şirketlerin %62’sinin adresi de İstanbul olmuş. İstanbul’la ilgili araştırmadan not aldığım çok çarpıcı birkaç rakam daha vereyim size. Türkiye 100 kişi olsaydı, 19 kişi İstanbul’da yaşıyor olurmuş. Bunun üzerine bir de Türkiye’ye gelen 100 yabancı turistten 35’inin İstanbul’u tercih ettiğini düşünün. Kalabalığın, karmaşanın, trafiğin nedenini bir nebze de olsa kavrama şansımız olabilir belki.   Üretkenliğe bakın ki her 100 dolarlık dış ticaretin 49 dolarını İstanbullu firmalar yapıyor. İş dünyasının ödediği 100 liralık vergi gelirinin 48 lirası da İstanbul’da tahsil ediliyor. Türkiye’deki her 100 kurumlar vergisi mükellefinin 38’i İstanbul’da bulunuyorsa ‘devletin hazinesini bu şehir dolduruyor’ demek herhâlde abartılı bir ifade olmaz. Her 100 sigortalı çalışanın 24’ü İstanbul’da istihdam edildiğine göre işgücü piyasası içinde de en gözde şehir burası.   İstanbul’u tanımlayan en güzel ifadelerden biri de girişimci dostu bir şehir olması. Daha önce denenmemiş, çarpıcı bir fikir bulduysan o fikrin gelişmesi için yeteri kadar enerjin ve tabii sabrın varsa İstanbul başarının anahtarlarını içinde barındıran yer. Hani Frank Sinatra şarkısında der ya “Eğer New York’ta tutunmayı başarırsan dünyanın her yerinde başarabilirsin” diye, ben de diyorum ki İstanbul’un sunduğu fırsatları gözlemlemeyi başarırsan dünyanın her yerinde keyif çatarsın. 100 liralık banka kredisinin 40’ı İstanbul’da kullanılmışsa bu şehir girişimciler için sıçrama tahtası demektir.   Biz Türkler yastık altını severiz. Kara gün için tasarruf yapmayı ihmal etmeyiz. Biriktirdiğimiz her 100 liralık mevduatın 41 lirası bankaların İstanbul şubelerinde bulunuyorsa vardır bir hikmeti. Her 100 şirketten 41’i İstanbul’da kurulduysa şehrin ekonomisinin devasa büyüklüğünü anlamak çok kolaylaşıyor. Devamı
    14.09.2023
    Geçmiş Olsun Zonguldak
    Zonguldak’ta maden ocağında göçük: 1 ölü, 6 yaralı Zonguldak'ın Ereğli ilçesinde Türkiye Taşkömürü Kurumu'na (TTK) ait Armutçuk madeninde tavan çökmesi meydana geldi. Ocağın eksi 450 kotunda meydana gelen göçükte 1 madenci yaşamını yitirdi 6 madenci yaralı olarak kurtarıldı. Zonguldak’ın Ereğli ilçesine bağlı Kandilli beldesinde bulunan Türkiye Taşkömürü Kurumu’na bağlı Armutçuk Müessesi’nde göçük meydana geldi. İddiaya göre maden ocağında işçiler çalıştığı sırada göçük meydana geldi. Göçük ihbarı üzerine bölgeye, AFAD, UMKE, TTK Tahlisiye ekibi, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. TTK Tahlisiye ekipleri, maden ocağına girerek, ocakta mahsur kaldığı değerlendirilen işçilerin tahliye edilmesi için çalışmaya başladı. AFAD’dan yapılan açıklamada, saat 13.45 sıralarında Zonguldak’ın Ereğli ilçesindeki Armutçuk maden ocağında göçük meydana geldiği belirtilerek, “Göçük altında işçilerin bulunduğu ihbarı üzerine, olay bölgesine AFAD, Emniyet, jandarma, 112 sağlık, itfaiye ve TTK tahlisiye ekipleri sevk edilmiştir. Gelişmeleri takip ediyoruz” denildi.
    04.09.2023
    Perpa A Blok Yöneticilerimiz, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Doç.Dr.Murat Mücahit YENTÜR'e hayırlı olsun ziyaretinde bulundular.
    Yöneticilerimiz, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğüne yeni atanan Doç.Dr.Murat Mücahit YENTÜR'ü makamında hayırlı olsun ziyaretinde bulundular.  Şişli İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü döneminde, birlikte yapmış olduğumuz çalışmalar dile getirilerek, PERPA olarak eğitim kurumlarına verdiğimiz önem ve desteği gördüklerini, yeni çalışamalarda da tekrar birlikte yol almaktan mutluluk duyacaklarını ilettiler.   Ziyarette, Perpa A Blok Yönetim Kurulu Başkanı Hasan SEZGİN, Başkan Yardımcısı Erol KARTAL, Yönetim Kurulu Üyesi Muzaffer KUTLU ve Perpa A Blok Yönetim Avukatı Evrim SEZGÜN yer aldı. İl Milli Eğitim Müdürü Doç. Dr. Murat Mücahit YENTÜR'e yeni görevinde başarılar dilediler.  
    04.09.2023
    Filenin Sultanları Avrupa ŞAMPİYONU!
    Türkiye Kadın Milli Voleybol Takımı, 2023 CEV Avrupa Şampiyonası finalinde Sırbistan'ı 3-2 yenerek zafere ulaştı. Filenin Sultanları, Belçika’nın başkenti Brüksel’de oynanan maçta tıpkı yarı finaldeki gibi unutulmaz bir geri dönüşe imza attı. Sırbistan ilk seti 27-25'lik skorla kazanırken, Filenin Sultanlar 25-21 sonuçlanan ikinci setle durumu 1-1'e getirdi. Sırbistan 25-22 ile ikinci setten galip ayrıldı. Ancak dördüncü seti 25-22 yenen Filenin Sultanları maçı final setine taşıdı. Son seti 15-13 yenen Filenin Sultanları, tarihinde ilk kez Avrupa Şampiyonu oldu. Bu şampiyonluk aynı zamanda Türkiye'nin milli takımlar seviyesinde ilk Avrupa zaferi olarak kayda geçti. Tebrikler Filenin Sultanları ! Tebrikler ATATÜRK'ün Kızları..
    04.09.2023
    İstanbul Valiliği 30 Ağustos Zafer Bayramı Resepsiyonu
    30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 101. yıl dönümü kutlamaları çerçevesinde İstanbul Valiliği 30 Ağustos Resepsiyonu düzenledi. İstanbul Valisi Davut GÜL’ün ev sahipliğinde düzenlenen resepsiyona, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İMAMOĞLU, Şişli Kaymakamı Ahmet Gazi KAYA, Perpa A Blok Yönetim Kurulu Başkanı Hasan SEZGİN, B Blok Yönetim Kurulu Başkanı Hacı DEMİR, A Blok Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Erol KARTAL, B Blok Yönetim Kurulu Üyesi Selçuk ÇELİK, İranlı Sanayici ve İş Adamları Derneği(İSİAD) ve Türk İran Sanayici ve İş Adamları Derneği (TİSİAD) Başkanı Saeid Mohammad Jan yer aldı.    
    29.08.2023
    30 Ağustos Zafer Bayramımızın 101. yılı kutlu olsun
      30 Ağustos 1922’de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün başkomutanlığında  zaferle sonuçlanan Büyük Taarruz’un üzerinden 101 yıl geçti. Bu eşsiz zaferin mimarı Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere tüm şehitlerimizi minnet ve rahmetle anıyor, istiklal mücadelemizin bütün kahramanlarına şükranlarımızı sunuyoruz. Türk milletine 30 Ağustos ruhunu en derin duygularla yaşatan şanlı Zafer Bayramımız kutlu olsun! 30 Ağustos Zafer Bayramı, 30 Ağustos 1922’de Dumlupınar’da Mustafa Kemal’in başkumandanlığında zaferle sonuçlanan Büyük Taarruzu anmak için Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde her yıl 30 Ağustos günü kutlanan ulusal bayramıdır. Atatürk’ün başkomutanlığında yapıldığı için Başkomutanlık Meydan Muharebesi adıyla da bilinen Büyük Taarruz’un başarıyla sonuçlanmasından sonra Yunan orduları İzmir’e kadar takip edilmiş; 9 Eylül 1922’de İzmir’in kurtarılmasıyla Türk toprakları Yunan işgalinden kurtulmuştur. İşgal birliklerinin ülke sınırlarını terk etmesi daha sonra gerçekleşse de, 30 Ağustos sembolik olarak ülke topraklarının geri alındığı günü temsil eder. İlk kez 1924 yılında Afyon’da Başkumandan Zaferi adıyla kutlanan 30 Ağustos günü, Türkiye’de 1926’dan itibaren Zafer Bayramı olarak kutlanmaktadır. Büyük Taarruz, Kurtuluş Savaşı sırasında Türk ordusunun işgalci güçlere son ve kesin darbeyi vurmasını sağlamak ve Anadolu’dan atmak için düşünülüp planlanan gizli bir harekât idi. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 20 Temmuz 1922’deki oturumunda kendisine dördüncü kez olmak üzere Başkomutanlık yetkisi verilen Mustafa Kemal Paşa taarruz kararını haziran ayında almış ve hazırlıkları gizli olarak yürütmüştü. Büyük Taarruz Ağustos’un 26’sını 27’sine bağlayan gece Afyon’da başlamış, Aslıhan civarında kuşatılan düşman birliklerinin Mustafa Kemal Paşa’nın bizzat idare ettiği Dumlupınar Meydan Muharebesi’nde imha edilmesi ile Türk ordusunun zaferiyle sonuçlanmıştı. Bayramın geçmişi 30 Ağustos günü, ilk kez 1924’te Dumlupınar’da Çal Köyü yakınlarında Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’in katıldığı bir törenle Başkumandan Zaferi adıyla kutlanmıştır. Zaferi kutlamak için iki yıl beklemenin en önemli nedeni 1923 yılının yeni Türkiye açısından hem ulusal hem de uluslararası alanda yoğunluğun had safhada olmasıydı. Çal Köyü’nde gerçekleşen ilk törende Mustafa Kemal, milli ruhun canlı tutulmasının önemini vurgulamış ve Meçhul Asker Abidesi’nin temelini eşi Latife Hanım ile beraber atmıştır. Başkumandan Zaferi 1926’dan itibaren Zafer Bayramı olarak kutlanmaktadır. 1 Nisan 1926’da kabul edilen Zafer Bayramı Kanunu’nda 30 Ağustos Başkumandan Muharebesi gününün Cumhuriyet ordu ve donanmasının Zafer Bayramı olduğu, her yıl dönümünde bu bayram gününün kara, deniz ve hava kuvvetleri tarafından kutlanacağı belirtilir. Aynı yıl, dönemin Savunma Bakanı Recep Peker’in yayınladığı bir genelge ile bayram törenlerinde neler yapılacağı detaylı bir şekilde belirtilmiştir. Ancak 1930’ların ortalarına kadar ilk tören gibi üst düzeyde gerçekleşen Büyük Zafer kutlaması veya anma töreni yapılmamıştır. Hava Kuvvetlerinin ülke savunmasında önemli bir yeri olması nedeniyle, Tayyare Cemiyeti de 30 Ağustos tarihini “Tayyare Bayramı” olarak adlandırmıştır. Zafer Bayramı için özellikle 1960’lardan itibaren daha kapsamlı ve katılımlı bir şekilde kutlamalar yapılmaya başlanmıştır. 30 Ağustos, Türkiye’de askeri okulların mezuniyet törenlerini yaptıkları gün olmuştur; ayrıca tüm subay ve astsubay rütbe değişiklikleri bu tarihte geçerli olmaktadır. Zafer Bayramı uzun yıllar Genelkurmaybaşkanı’nın tebrikleri kabul ettiği bir bayram olarak kutlanmış; bu durum Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Başkomutan sıfatıyla kutlamalara ev sahipliği yaptığı 2011 yılından itibaren değişmiştir. Kutlamalar 30 Ağustos günü, Türkiye’de resmî tatildir. Zafer Bayramı’nda başkent Ankara’da ve Ankara dışında gerçekleştirilen kutlama ve törenler, “Ulusal ve Resmi Bayramlar ile Mahalli Kurtuluş Günleri, Atatürk Günleri ve Tarihi Günlerde Yapılacak Tören ve Kutlamalar Yönetmeliği” ile düzenlenmiştir. 2012 yılında yenilenen bu yönetmeliğe göre: Zafer Bayramı törenleri, Dışişleri Bakanlığı Protokol Genel Müdürlüğünce, Genelkurmay Başkanlığıyla koordine edilerek yürütülür. Törenler 30 Ağustos günü saat 07.00’de başlar ve saat 24.00’te son bulur. Saat 12.00’de başkentte yirmibir pâre top atışı yapılır. Cumhurbaşkanı Anıtkabir’i ziyaret ederek çelenk koyar; cumhurbaşkanlığında tebrikleri kabul edilir, törene katılanların ve halkın bayramı kutlanır. Zafer Bayramı resepsiyonu Cumhurbaşkanı tarafından verilir. Başkent dışında Atatürk anıt veya büstüne mülki idare amiri, garnizon komutanı ve belediye başkanı tarafından çelenk konulur. Mülki idare amiri makamında garnizon komutanı ve belediye başkanı ile birlikte tebrikleri kabul eder. Törene katılanların ve halkın bayramı kutlanır, İstiklal Marşı ile birlikte bayrak göndere çekilir. Tören geçişi mülki idare amiri, garnizon komutanı ve belediye başkanı tarafından şeref tribününden selamlanır. Zafer Bayramı resepsiyonu vali tarafından verilir. 2015 yılında terör olayları nedeniyle kutlamalar sadece çelenk koyma ve tebrikleri kabul şeklinde icra edilmiş; diğer şenlik, konser, eğlence ve kutlama faaliyetleri gerçekleştirilmemiştir.
    29.08.2023
    Büyük Taarruzun 101. Yılı
    Büyük Taarruz  26 Ağu 1922 – 18 Eyl 1922 Büyük Taarruz ,Türk Kurtuluş Savaşı sırasında Türk ordusunun Yunan kuvvetlerine karşı başlattığı genel saldırıdır. Bakanlar Kurulu taarruz kararını almış ve 14 Ağustos 1922 tarihinde kolordular taarruz için yürüyüşe geçmiş, 26 Ağustos'ta saldırı başlamış, 9 Eylül'de Türk Ordusu İzmir'e girmiş ve 18 Eylül'de de Yunan Ordusu'nun Anadolu'yu tamamen terk etmesiyle savaş sona ermiştir. Taarruz 26 Ağustos gecesi 5. Süvari Kolordusu, Ahır Dağları üzerindeki Yunanların gece savunmadığı Ballıkaya mevkiinden sızma yaparak Yunan hatlarının gerisine intikale başladı. İntikal bütün gece sabaha kadar sürdü. Yine 26 Ağustos sabahı Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, yanında Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa ve Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa ile birlikte muharebeyi idare etmek üzere Kocatepe'deki yerini aldı. Büyük Taarruz burada başlayarak, topçuların sabah saat 04.30'da tanzim ateşi ile başlayan harekât, saat 05.00'te önemli noktalara yoğun topçu ateşi ile devam etti. Türk piyadeleri, sabah 06.00'da Tınaztepe'ye hücum mesafesine yaklaşarak tel örgüleri aşıp Yunan askerini süngü hücumu ile temizledikten sonra Tınaztepe'yi ele geçirdi. Bundan sonra saat 09.00’da Belentepe, daha sonra Kalecik - Sivrisi ele geçirildi. Taarruzun birinci günü, sıklet merkezindeki 1. Ordu Birlikleri, Büyük Kaleciktepe'den Çiğiltepe'ye kadar 15 kilometrelik bir bölgede düşmanın birinci hat mevzilerini ele geçirdi. 5. Süvari Kolordusu düşman gerilerindeki ulaştırma kollarına başarılı taarruzlarda bulunarak, 2. Ordu da cephede tespit görevini aksatmadan sürdürdü. 27 Ağustos Pazar sabahı gün ağarırken Türk ordusu bütün cephelerde yeniden taarruza geçti. Bu taarruzlar çoğunlukla süngü hücumlarıyla ve insanüstü çabalarla gerçekleştirildi. Aynı gün Türk birlikleri Afyonkarahisar'ı geri aldı. Başkomutanlık Karargâhı ile Batı Cephesi Komutanlığı Karargâhı Afyonkarahisar'a taşındı. 28 Ağustos Pazartesi ve 29 Ağustos Salı günleri başarılı geçen taarruz harekâtı, 5. Yunan Tümeni'nin çevrilmesi ile sonuçlandı. 29 Ağustos gecesi durum değerlendirmesi yapan komutanlar, hemen harekete geçerek muharebenin sür'atle sonuçlandırılmasını gerekli buldular. Düşmanın çekilme yollarının kesilmesi ve düşmanı çarpışmaya zorlayarak tamamen teslim olmalarını sağlama yolunda karar aldılar ve karar süratli ve düzenli bir şekilde uygulandı. 30 Ağustos 1922 Çarşamba günü taarruz harekâtı, Türk ordusunun kesin zaferi ile sonuçlandı. Büyük Taarruz'un son safhası Türk askerî tarihine Başkomutanlık Meydan Muharebesi olarak geçti. 30 Ağustos 1922 Başkomutanlık Meydan Muharebesi sonunda, düşman ordusunun büyük kısmı dört taraftan sarılarak Mustafa Kemal Paşa'nın ateş hatları arasında, bizzat Zafertepe'den idare ettiği savaşta, tamamen yok edildi veya esir edildi. Aynı günün akşamında Türk birlikleri Kütahya'yı geri aldı. Savaş havada da sürdü. 26 Ağustos günü, hava bulutlu olmasına rağmen, Türk uçakları keşif, bombalama ve kara birliklerini korumak için havalandı. Av uçakları gün boyunca sürdürdükleri devriye uçuşları sırasında, dört defa düşman uçakları ile karşı karşıya geldiler. Girişilen hava çarpışmalarında üç Yunan uçağı kendi hava hatlarının gerisine indirildi ve bir Yunan uçağı da bölük komutanı Yüzbaşı Fazıl tarafından Afyonkarahisar'ın Hasanbeli kasabası civarında düşürüldü. İleriki günlerde de keşif ve bombalama uçuşları gerçekleştirildi.[10] Anadolu'daki Yunan kuvvetlerinin yarısı imha veya esir edildi. Kalan bölümü ise üç grup halinde çekildi. Bu durum karşısında Çalköy'de yıkık bir evin avlusu içinde Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Paşa ve İsmet Paşa ile buluşarak Yunan ordusunun kalıntılarını takip etmesi için Türk ordusunun büyük kısmının İzmir istikametinde ilerlemesini kararlaştırdılar ve müteakiben de Mustafa Kemal Paşa o tarihî "Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!" emrini verdi. 1 Eylül 1922 tarihinde Türk ordusunun takip harekâtı başladı. Muharebelerden kurtulan Yunan birlikleri İzmir'e, Dikili'ye ve Mudanya'ya düzensiz olarak geri çekilmeye başladı. Yunan ordusu Başkomutanı General Nikolaos Trikupis ve kurmayları ile 6.000 asker, Afyonlu Ahmet Çavuş önderliğinde 2 Eylül de Uşak'ta Türk birliklerine esir düştüler. Trikupis, Yunan ordusunun başkomutanlığına atandığını Uşak'ta Mustafa Kemal Paşa'dan öğrendi. Türk ordusu bu muharebede, 15 günde 450 kilometre mesafe katederek 9 Eylül 1922 sabahı İzmir'e girdi. Sabuncubeli'nden geçen 2. Süvari Tümeni, Mersinli yolu ile İzmir'e doğru ilerlerken bunun solunda 1. Süvari Tümeni de Kadifekale'ye doğru yürüdü. Bu Tümenin 2. Alayı, Tuzluoğlu Fabrikası'ndan geçerek Kordonboyu'na ulaştı. Yüzbaşı Şerafettin Bey İzmir Hükûmet Konağı'na, 5. Süvari Tümenin öncüsü Yüzbaşı Zeki Bey Kumandanlık Dairesine, 4. Alay Komutanı Reşat Bey de Kadifekale'ye Türk bayrağını çektiler.  KAYNAKÇA : VİKİPEDİ   
    28.08.2023
    Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna uzanan yolun ilk adımı olan 1071 MALAZGİRT ZAFERİ kutlu olsun
      Malazgirt Meydan Muharebesi, 26 Ağustos 1071 tarihinde, Büyük Selçuklu Hükümdarı Alparslan ile Bizans İmparatoru Romen Diyojen arasında gerçekleşen muharebedir. Alp Arslan'ın zaferi ile sonuçlanan Malazgirt Muharebesi, "Türklere Anadolu'nun kapılarında kesin zafer sağlayan son muharebe" olarak bilinir.   1071’de Malazgirt’te kazanılan büyük zafer, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna uzanan yolun ilk adımı olmuş, milletimiz bu topraklarda nice şanlı zaferlere ulaşarak, tarihin akışına yön vermiştir. Sultan Alparslan’ın ordusuyla birlikte yazdığı bu destan, bizlere Anadolu’nun kapılarını bir daha kapanmamak üzere açmış ve bu mübarek topraklar ebedi ata yurdumuz olmuştur. Bu kutlu zafer ayrıca, Anadolu’nun İslamlaşmasında da bir dönüm noktasıdır. Kazanılan zaferle dünya tarihine yön veren ecdadımız, bugün de aynı ruhu taşımakta ve bunu da göstermektedir. Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Refik Turan
    24.08.2023
    Gürsel Tekin Perpa Ziyareti
    CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin ve CHP Şişli İlçe Örgütü Yöneticileri Perpa'yı ziyaret etti. Perpa 8. kat girişinde Perpa A Blok başkanı Hasan Sezgin, A ve B Blok yönetim kurulu üyeleri tarafından karşılanan Gürsel Tekin, Perpa A Blok yönetimini ziyaret etti.  Başkan Hasan Sezgin, ziyaretçi heyet ve Gürsel Tekin'e hoşgeldiniz diyerek kısaca Perpa'yı tanıttıktan sonra, kapılarımızın, her siyasi anlayışa açık olduğunu belirterek ziyaretlerinden dolayı teşekkür etti. A Blok yönetiminde kısa bir konuşma yapan Gürsel Tekin, Perpa'yı çok iyi bildiklerini belirterek, karşılama ve ağırlamadan dolayı, Başkan Hasan Sezgin ve yönetim kurulu üyelerine teşekkür etti. Gürsel Tekin Perpa Ziyareti'nin sadece yönetimlere yapılması planlanmıştı fakat yoğun ilgi ve kalabalık nedeniyle toplantının devamı Perpa Konferans Salonu'nda yapıldı. Perpa Konferans Salonu'ndaki toplantıda Perpa B Blok Saymanı Hacı Demir, konuklara hoşgeldiniz diyerek kısaca esnafın yaşadığı sorunları anlattı.  CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, Perpa Ticaret Merkezi’ndeki esnaf ve yöneticileri ziyaret etti. Tekin, Perpa Ticaret Merkezi'nde Perpa Konferans Salonu'nda Perpa Ticaret Merkezi A Blok Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Sezgin, B Blok Yönetim Kurulu Üyesi Hacı Demir ve Nihat Sarayönü ile birlikte esnaf ve yöneticilerin sorunlarını dinledi. Esnaf ve yöneticilerle bir araya gelen Tekin, Perpa’nın her sektörün yaşam alanı bulduğu ve ticaret yaptığı bir alan olduğunu belirterek, “Türkiye’deki ticaretin durumunu öğrenmek istiyorsanız Perpa’ya, Kapalıçarşı’ya ve çeşitli bölgelerde örneğin Adana’da Turgut Özal bulvarındaki esnafa, Kayseri’de Nato Caddesi’ndeki esnafa uğrayacaksınız. Ticaretin hangi boyutta olduğunu net olarak göreceksiniz” dedi. “OLASI BİR SIKINTIDA İHTİYAÇLARIMIZI DÜŞMANLARDAN MI KARŞILAYACAĞIZ?” ‘Cumhuriyet’in 3 önemli beyazı var’ diyen Gürsel Tekin, toplantı salonunda yaptığı konuşmada “Türkiye’nin bekası açısından bu 3 beyaz önemli. Yarın herhangi bir sıkıntıda dünyayla ambargoyla karşı karşıya kaldığınızda giysinizi, battaniyenizi, ihtiyaçlarınızı kendiniz karşılayın diye yapılmıştır bu. Şu anda ne yazık ki pamuk yok. İkinci temel ihtiyacımız hepimizin bildiği; un. Temel gıdamız ekmek. 62 tane un fabrikası, 70 yıllık 80 yıllık un fabrikaları ne yazık ki kilit vurdular. Ne diyor bizim siyasetçiler? ‘7 düvel bize düşman’. 7 düvel bize düşmansa yarın olası bir sıkıntı yaşadığımızda bu ihtiyaçlarımızı o düşmanlardan mı karşılayacağız?” dedi. GÜRSEL TEKİN’DEN ADAYLIK SORUSUNA CEVAP Bir gazetecinin , “Perpa Ziyareti’nizin adaylık ile bağlantısı var mı ?” şeklindeki sorusu üzerine Tekin, “Adaylık meselesine gelince, takdir edersiniz ki Cumhuriyet Halk Partisi önce bütün çabasıyla, milletvekilleriyle, yöneticileriyle ‘bu seçimi nasıl alabiliriz?’ onun uğraşı içinde olmalı. Genel merkezimiz, parti yöneticilerimiz, örgütlerimiz bu kararı verir. Bize bir görev düşer mi, düşmez mi takdir örgütündür. Bugün hiç kimseyle ilgili böyle bir talep açmanın doğru olmadığına inanıyorum. Önceliğimiz; ‘partimizi nasıl iktidar edeceğiz?’ O çaba içerisindeyiz” şeklinde yanıt verdi.     TİCARET ODASI VE ODALAR BİRLİĞİ’Nİ ELEŞTİRDİ Gürsel Tekin, 2001 yılında yaşanan ekonomik krize de değinerek, “O krizde televizyonlarınızı açtığınızda her televizyonda istisnasız Türkiye Odalar Birliği Başkanı, Ticaret Odası Başkanı, hepsi televizyondaydı. Asıl görevi de bu. Esnafının derdini, kederini kamuoyuyla, iktidarla paylaşacak. Derdine derman olacak. Hiç Ticaret Odası Başkanlarını ya da Odalar Birliği Başkanı’nın konuşmalarını duydunuz mu? Görüyor musunuz?” şeklinde eleştiride bulundu. ‘BORCU, BORÇLA KAPATMA DÖNEMİ’ CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, sözlerine şu şekilde devam etti: “Memlekette yeni moda ‘borcu, borçla kapatma dönemi’. Bankalar borç vermiyor. Anadolu’nun hangi iline giderseniz gidin, yüzlerce tefeci şirketlerini görebilirsiniz. Biliyorsunuz, şimdi modernleşti adını değiştirdiler; ‘factoring’. Anadolu’da hepimizin bildiği tefecidir bunlar. Nerede bunlar? Kim çalışıyor?” “BİZİM İTTİFAKIMIZ ‘BABA OCAĞI’ İTTİFAKI” Bir gazetecinin Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP)’nin meclise sunduğu seçim ittifakı olan ‘Cumhur İttifakı’ için ‘nasıl değerlendiriyorsunuz?’ sorusu üzerine Tekin, “ Bizim ittifakımız ‘Baba Ocağı’ ittifakı. ‘Baba Ocağı İttifakı’yla bütün barajları yıkacağız. Onun için kimse ittifak falan aramasın. Takdir edersiniz ki, bugünkü bütün siyasi partilerin anası, babası Cumhuriyet Halk Partisi’dir” dedi. “BUGÜN YİNE BENZİNE ZAM GELDİ” Öte yandan Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin ‘TL değer kaybetmiyor’ açıklamasına yönelik olarak “ TL değer kaybetmedi diyor, bugün yine benzine zam geldi. Halbuki 3 yıl önce adam benzini 4 bin- 4 bin 200’e alıyordu. Şimdi 6 bin’e alacak Doğu’da ve Güneydoğu’da. Mizaha yasak getirdiler. Mizaha yasak gelmemiş olsaydı Zeybekci’yle ilgili 50 tane parodi dinlerdik” diye konuştu. Toplantının ardından Gürsel Tekin’e Perpa Ticaret Merkezi A Blok Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Sezgin ve B Blok Yönetim Kurulu Üyesi Hacı Demir tarafından hediye takdim edildi. Tekin, Perpa ziyaretinin ardından ‘Yaşlılar Haftası’ nedeniyle Darülaceze Başkanlığı’na gelerek yaşlıları ziyaret etti. Gürsel Tekin kimdir? Gürsel Tekin, Ardahan iline bağlı Göle ilçesinde 1 Haziran 1964 yılında doğdu. Evli ve 3 erkek çocuk babasıdır. Tekin, İlk ve ortaöğrenimini Ardahan'da tamamladı. Lise öğrenimine Kars'ta başladı. Tekin daha sonra Bülent Ecevit'in genel başkanlığını yaptığı Cumhuriyet Halk Partisi'nin gençlik örgütüne katıldı. 1981 yılında Kars Alpaslan Lisesi'nden mezun oldu. Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ni kazandı ancak yüksek öğrenimini sürdüremedi ve ekonomik nedenlerden dolayı ailesiyle birlikte İstanbul'a taşındı. Tekin, 1981 yılında Kadıköy'de garson olarak çalışmaya başladı. Gürsel Tekin, 1984 yılında Sosyal Demokrasi Partisi'nde siyasete yeniden girdi. 1986-87 yılları arasında askerlik görevini yapan Tekin, siyasal yaşamına SODEP'in ardılı olan Sosyal Demokrat Halkçı Parti'de devam etti. Aynı dönemde ticarete atıldı. 26 Mart 1989'da yapılan 1989 yerel seçimlerinde SHP'den Kadıköy Belediye Meclis Üyesi seçildi. 5 yıl sonra yapılan 1994 yerel seçimlerinde üyeliğe yeniden seçilen Gürsel Tekin, 1995 yılında SHP ile CHP'nin birleşmesi üzerine görevini CHP'li olarak sürdürdü ve partinin ilçe yönetim kuruluna girdi. 1999 yerel seçimleri ve 2004 yerel seçimlerinde belediye meclis üyeliğine tekrar seçildi. 1997 yılında geldiği Kadıköy Belediye Başkan Vekilliği görevini sürdürdü. Bu görevlerinin yanı sıra 2004 yerel seçimleriyle İstanbul Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi oldu. 2002 - 2005 yılları arasında CHP İstanbul il başkan yardımcılığı yaptı. Görevinden ayrılan Şinasi Öktem'in yerine 14 Ağustos 2007'de partinin Merkez Yürütme Kurulu tarafından CHP İstanbul İl Başkanı olarak atandı. 2009 yerel seçimlerinin kampanya sürecinde CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte çalıştı. 2009 yerel seçimlerinde yeniden Kadıköy'den İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi üyesi seçildi. 4 Ağustos 2010 tarihli CHP Parti Meclisi toplantısında 48 üyenin oyuyla MYK üyeliğineseçildi. Bu üyelik CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından Tekin'in Genel Başkan Yardımcısı olacağı basına duyuruldu. İletişim, Tanıtım ve Medya ile İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürütürken 8 Mayıs 2014 tarihinde CHP Genel Sekreterliğine getirilmiş, Ocak 2016 yılına kadar bu görevde bulunmuştur. Tekin, 23-24-25-26.dönem İstanbul milletvekilidir. Birgün  
    23.08.2023
    Sakarya Meydan Muharebesi 102. Yılı
    Bugün, Sakarya Meydan Muharebesi'nin başladığı gün. 102 yıl önce başlayan bu savaş, Kurtuluş Savaşı'nın dönüm noktasıdır. Sakarya Meydan Muharebesi, Atatürk tarafından çok büyük ve kanlı savaş anlamına gelen Melhame-i Kübra ifadesi ile anılan, Kurtuluş Savaşı'nın mühim bir muharebesidir. Peki Sakarya meydan muharebesi ne zaman başladı, nerede yapıldı? İşte Sakarya Meydan Muharebesi tarihi.. SAKARYA MEYDAN MUHAREBESİ NE ZAMAN BAŞLADI? Sakarya Savaşı pek çok kitapta Sakarya Meydan Muharebesi olarak da isimlendirilir. Bu savaşın bilinen en önemli özelliği ise Türk ve dünya savaş tarihinin en uzun Meydan Muharebesi olarak kabul edilmesidir. Sakarya Meydan Muharebesi, Anadolu Türk tarihinin en önemli savaşlarından biridir. 23 Ağustos 1921'de başlayan muharebe, 22 gün sürmüş olup, Eylül'ün 13'ünde sonuçlanmıştır.   SAKARYA MEYDAN MUHAREBESİ NEREDE BAŞLADI? Sakarya Meydan Muharebesi, 23 Ağustos 1921 yılında Ankara, Haymana ve Polatlı'da başlayıp, 13 Eylül1921 yılında sona eren İngiliz ve tüm Haçlı aleminin destekleri ile Anadolu'yu işgale gelen Yunan ordusunun yenildiği savaştır. Yunan General Papulas tarafından Yunan ordularına Ankara'ya harekât emri verilmişti. Savaşı Yunan tarafı kazansaydı TBMM, Sevr Antlaşması'nı kabul etmek durumunda kalacaktı. General Anastasios Papulas başlangıçta bu harekâta şiddetle karşı çıktı. Papulas'a göre Yunan ordusunu ıssız ve yolsuz Anadolu topraklarının derinine sürüklemek sonuçları ağır olabilecek bir maceraydı. Öte yandan savaş karşıtı örgütlerin ordu içine sızdırdığı broşürler Yunan askerinin savaşa olan inancını önemli ölçüde kırmıştı. Ancak Papulas kamuoyundan gelen yoğun baskılara ve "Ankara Fatihi" olmanın cazibesine karşı koyamayarak ordusuna taarruz emri vermiştir. TBMM ordusu, Kütahya-Eskişehir Muharebelerindeki yenilgisinden sonra cephe kritik bir duruma düşmüştü. Cepheye gelerek durumu yerinde gören ve komutayı eline alan TBMM Başkanı ve Başkomutan Mustafa Kemal Paşa ile İcra Vekilleri Heyeti Başkanı Fevzi Paşa, Batı Cephesi birliklerinin Yunan ordusuyla arada büyük bir mesafe bırakılarak Sakarya Nehri'nin doğusuna çekilmesine ve savunmayı bu hatta devam ettirmesine karar verdiler. Gazi Mustafa Kemal Paşa, "Hatt-ı müdafaa yoktur; sath-ı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaş kanıyla sulanmadıkça vatan terk olunamaz. Onun için küçük, büyük her cüzütamı (birlik), bulunduğu mevziden atılabilir. Fakat küçük, büyük her cüzütam ilk durabildiği noktada, tekrar düşmana karşı cephe teşkil edip muharebeye devam eder. Yanındaki cüzütamın çekilmeye mecbur olduğunu gören cüzütamlar, ona tabi olamaz. Bulunduğu mevzide nihayete kadar sebat ve mukavemete mecburdur." emrini vererek muharebeyi geniş bir alana yaydı. Böylece Yunan kuvvetleri de karargâhlarından uzaklaşıp bölünmüş olacaktı. SAKARYA MEYDAN MUHAREBESİ TARİHİ VE ÖNEMİ Milli Mücadele, Birinci Dünya Savaşının bir devamı ve bu savaşı sonuçlandıran muharebeler dizisi olarak görülmektedir. Bu muharebeler dizisinden biri olan Sakarya Meydan Muharebesi Milli Mücadele'nin kaderini değiştirmiş ve bütün dünyaya yeni bir Türk devletinin kurulduğunu kabul ettirmiştir. Sakarya Meydan Muharebesini önemli kılan diğer bir husus da yıllardır topraklarını savunmaya çalışan bir milletin varını yoğunu ortaya koyarak işgal kuvvetlerine karşı savunmayı bırakarak taarruza başlamasıdır. Ankara'ya bağlı Polatlı ve Haymana ilçeleri dâhilinde ve civarında yaşanan bu tarihi olayın geçtiği coğrafya, her yıl binlerce kişi tarafından ziyaret edilmektedir. Yaklaşık 60 kilometrelik bir cephe üzerinde sona eren, harp tarihinin bilinen en uzun Meydan Muharebesi olan Sakarya Meydan Muharebesi sadece fiziksel izlerden ibaret değildir. Aynı zamanda Türk insanı için bir hafıza deposu, duygusal ve kültürel yenilenme mekânı görevini de yerine getirmektedir. Savaş, 22 gün ve gece sürerek 100 km uzunluğunda bir alanda cereyan etti. Yunan ordusu, Ankara'nın 50 km kadar yakınından geri çekildi. Yunan ordusu geri çekilirken Türklerin kullanabileceği hiçbir şey bırakmamak için özen gösterdi. Demir yollarını ve köprüleri havaya uçurdu ve birçok köyü yaktı. MUHAREBE SONRASI Sakarya Meydan Muharebesi sonunda Türk ordusunun zayiatı; 5713 ölü, 18.480 yaralı, 828 esir ve 14.268 kayıp olmak üzere toplam 39.289'dur. Yunan ordusunun zayiatı ise 3758 ölü, 18.955 yaralı, 354 kayıp olmak üzere toplam 23.007'dir. Sakarya Meydan Muharebesi'nde çok fazla subay kaybı olduğu için bu Muharebeye "Subay Muharebesi" adı da verilmiştir. Mustafa Kemal Atatürk bu muharebe için "Sakarya Melhame-i Kübrası" yani kan gölü, kan deryası demiştir. Yunanlar için geri çekilmek haricinde başka bir seçenek kalmadı. Geri çekilirken Türk sivil halkına karşı yaptığı kundaklamalar ve yağmacılık sonucunda 1 milyonun üzerinde sivil Türk evsiz kaldı.[ Mayıs 1922'de Yunan Ordusu Başkomutanı General Anastasios Papoulas ve kurmay heyeti istifa etti. Yerine General Georgios Hatzianestis atandı. Mustafa Kemal Atatürk, ünlü "Hatt-ı müdafaa yoktur, sath-ı müdafaa vardır. Bu satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaş kanıyla sulanmadıkça vatan terk olunamaz." sözünü bu savaşa atfen TBMM'de söylemiştir. Muharebenin ardından Miralay Fahrettin Bey, Miralay Kâzım Bey, Miralay Selahattin Adil Bey ve Miralay Rüştü Bey, mirliva rütbesine terfi etti ve paşa oldu. Mustafa Kemal Paşa TBMM tarafından müşir rütbesine terfi ettirildi ve kendisine gazi unvanı verildi. Atatürk, Sakarya Meydan Muharebesi'ne kadar bir askeri rütbesi olmadığını, Osmanlı Devleti tarafından verilmiş olan rütbelerin yine Osmanlı Devleti tarafından alınmış olduğunu belirtir. Nutuk'ta şu ifadeleri kullanır: "Sakarya muharebesi neticesine kadar, bir rütbe-i askeriyeye haiz değildim. Ondan sonra, Büyük Millet Meclisince Müşir (Mareşal) rütbesi ile Gazi unvanı tevcih edildi. Osmanlı Devleti'nin rütbesinin, yine o devlet tarafından alınmış olduğu malûmdur." Sakarya Savaşı'nın kazanılmasıyla, Türk milletinin savaşın kazanılacağına olan inancı yerine gelmiştir. İstanbul'da, tüm camilerde Sakarya'da hayatını kaybeden askerler için mevlitler okunmuştur. O ana kadar, Ankara'ya mesafeli duran İstanbul basınında dahi bir sevinç duygusu oluşmuştur. Uluslararası toplumun (özellikle İngiltere'nin) TBMM güçlerine bakışı değişmiş ve Yunanistan, arkasındaki İngiltere desteğini kaybetmiştir. 13 Eylül 1683 tarihinde II. Viyana Kuşatması ile başlayan Türk geri çekilmesi yine bir 13 Eylül günü bu savaş ile durmuş, yeniden ilerleme başlamıştır. Bu yönden bu savaşın sembolik önemi de Türk Tarihi açısından çok fazladır.  
    11.08.2023
    Perpa A Blok Başkanımız Hasan SEZGİN, İçişleri Bakanımız Sayın Ali YERLİKAYA' yı makamında ziyaret etti.
      Yönetim Kurulu Başkanımız Hasan SEZGİN, İçişleri Bakanımız Sayın Ali YERLİKAYA' yı makamında ziyaret etti. Bakanımıza tebriklerini ve hayırlı olsun temennilerini iletti. Sayın Bakanımıza yeni görevinde başarılar diler, misafirperverliği için teşekkür ederiz.
    11.08.2023
    Perpa A Blok Başkanımız Hasan SEZGİN, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kemal KILIÇDAROĞLU'nu makamında ziyaret etti.
    Duyurular