Hoş geldiniz ÇAĞDAŞ KABLO SANAYİ VE TİC. A.Ş. Yetkili Kullanıcı Son Giriş: 02.01.2026 10:15
  • Duyurular
  • Tüm Haberler
    29.08.2018
    30 Ağustos Zafer Bayramının 96. yılı kutlu olsun
      Mustafa Kemal Atatürk, 30 Ağustos 1922’deki Büyük Zafer’i, 1924 Dumlupınar konuşmasında şöyle anlatıyordu. Atatürk’ün 30 Ağustos 1922’de kazanılan Büyük Zafer’in 2. yıldönümünde 1924 yılında Dumlupınar’da yaptığı konuşmadan alıntı paragraflar:     “Bilmeyen kalmamıştır ki: Ulusumuz, egemenliğini eline aldığı gün, en karanlık yoksulluğun, en derin uçurumun kıyısında idi. Bütün güçleri yıpranmış, bütün savunma araçları elinden alınmış, kutsal varlıkları saldırıya uğramış, pek acıklı bir durumda idi. Bütün bunları hiçe sayarak varlığını ve bağımsızlığını kurtarmaya karar verdi. Bu kararını başarıya ulaştırabilmek için kendine bir toplu davranış, bir belirli erek seçmesi gerekiyordu. Ulusun bütün varlığı ile, bütün inanıyla, canını dişine takarak o yolda birlikte yürümesi ve er geç başarıya ulaşması gerekti. İşte baylar o erek bu yerdi, burasıydı. Umulan ve istenen başarı, işte burada kazanılan zaferdi.”     “30 Ağustos Zaferi, Türk Tarihi’nin en önemli dönüm noktasıdır. Ulusal tarihimiz çok büyük, parlak zaferlerle doludur, ama Türk Ulusu’nun burada kazandığı zafer kadar kesin sonuçlu, yalnız bizim tarihimize değil, dünya tarihine yeni bir akım vermekte kesin etkili bir meydan savaşı hatırlamıyorum. Besbelli ki yeni Türk Devleti’nin, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli burada sağlamlaştırıldı, ölümsüz yaşayışı burada taçlandırıldı. Bu alanda akan Türk kanları, bu göklerde uçuşan şehit ruhları, devletimizin, cumhuriyetimizin ölümsüz koruyucularıdır.”     “Gençler! Geleceğe güvenimizi güçlendiren ve sürdüren sizsiniz. Siz, almakta olduğunuz eğitimle, bilgi ile, insanlıkta üstünlüğün, yurt sevgisinin, düşünce özgürlüğünün en değerli örneği olacaksınız. Ey yükselen yeni kuşak! Cumhuriyeti biz kurduk, O’nu yükseltecek ve yaşatacak sizlersiniz.”   Atatürk’ün “Zafer” ile ilgili söylemiş olduğu diğer sözleri     “Zafer, “Zafer benimdir” diyebilenindir. Başarı ise, “Başaracağım” diye başlayarak sonunda “Başardım” diyebilenindir.” “Memleketimizi esir etmek isteyen düşmanları behemehal mağlûp edeceğimize dair olan emniyet ve itimadım bir dakika olsun sarsılmamıştır.” “Harp zaruri ve hayati olmalıdır. Hayatı millet tehlikeye maruz kalmayınca harp bir cinayettir.” “Türk Neferi kaçmaz, kaçmak nedir bilmez. Eğer Türk Neferinin kaçtığını görmüşseniz, derhal kabul etmelidir ki onun başında bulunan en büyük kumandan kaçmıştır.” “Biz Türkler tarih boyunca hürriyet ve istiklale timsal olmuş bir milletiz.” “Milletimiz davranışlarında ve gayretlerinde sarsılmaz bir bütünlük gösterdiği için başarılı olmuştur.”   30 Ağustos Zafer Bayramı Nedir?   Zafer Bayramı, 30 Ağustos 1922’de Dumlupınar’da Mustafa Kemal’in başkumandanlığında zaferle sonuçlanan Büyük Taarruz’u anmak için Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde her yıl 30 Ağustos günü kutlanan ulusal bayramıdır.   Atatürk’ün başkomutanlığında yapıldığı için Başkomutanlık Meydan Muharebesi adıyla da bilinen Büyük Taarruz’un başarıyla sonuçlanmasından sonra Yunan Orduları İzmir’e kadar takip edilmiş; 9 Eylül 1922’de İzmir’in kurtarılmasıyla Türk toprakları Yunan işgalinden kurtulmuştur. İşgal birliklerinin ülke sınırlarını terk etmesi daha sonra gerçekleşse de, 30 Ağustos sembolik olarak ülke topraklarının geri alındığı günü temsil eder. İlk kez 1924 yılında Afyon’da Başkumandan Zaferi adıyla kutlanan 30 Ağustos günü, Türkiye’de 1926’dan itibaren Zafer Bayramı olarak kutlanmaktadır. GEÇMİŞTE NELER OLDU   Büyük Taarruz, Kurtuluş Savaşı sırasında Türk ordusunun işgalci güçlere son ve kesin darbeyi vurmasını sağlamak ve Anadolu’dan atmak için düşünülüp planlanan gizli bir harekât idi. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 20 Temmuz 1922’deki oturumunda kendisine dördüncü kez olmak üzere Başkomutanlık yetkisi verilen Mustafa Kemal Paşa taarruz kararını haziran ayında almış ve hazırlıkları gizli olarak yürütmüştü. Büyük Taarruz Ağustos’un 26’sını 27’sine bağlayan gece Afyon’da başlamış, Aslıhan civarında kuşatılan düşman birliklerinin Mustafa Kemal Paşa’nın bizzat idare ettiği Dumlupınar Meydan Muharebesi’nde imha edilmesi ile Türk ordusunun zaferiyle sonuçlanmıştı.   30 Ağustos günü, ilk kez 1924’te Dumlupınar’da Çal Köyü yakınlarında Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal’in katıldığı bir törenle Başkumandan Zaferi adıyla kutlanmıştır. Zaferi kutlamak için iki yıl beklemenin en önemli nedeni 1923 yılının yeni Türkiye açısından hem ulusal hem de uluslararası alanda yoğunluğun had safhada olmasıydı.   Çal Köyü’nde gerçekleşen ilk törende Mustafa Kemal, milli ruhun canlı tutulmasının önemini vurgulamış ve Meçhul Asker Abidesi’nin temelini eşi Latife Hanım ile beraber atmıştır.   Başkumandan Zaferi 1926’dan itibaren Zafer Bayramı olarak kutlanmaktadır. 1 Nisan 1926’da kabul edilen Zafer Bayramı Kanunu’nda 30 Ağustos Başkumandan Muharebesi gününün Cumhuriyet ordu ve donanmasının Zafer Bayramı olduğu, her yıl dönümünde bu bayram gününün kara, deniz ve hava kuvvetleri tarafından kutlanacağı belirtilir. Aynı yıl, dönemin Savunma Bakanı Recep Peker’in yayınladığı bir genelge ile bayram törenlerinde neler yapılacağı detaylı bir şekilde belirtilmiştir. Ancak 1930’ların ortalarına kadar ilk tören gibi üst düzeyde gerçekleşen Büyük Zafer kutlaması veya anma töreni yapılmamıştır.Hava Kuvvetlerinin ülke savunmasında önemli bir yeri olması nedeniyle, Tayyare Cemiyeti de 30 Ağustos tarihini “Tayyare Bayramı” olarak adlandırmıştır.   Zafer Bayramı için özellikle 1960’lardan itibaren daha kapsamlı ve katılımlı bir şekilde kutlamalar yapılmaya başlanmıştır. 30 Ağustos, Türkiye’de askeri okulların mezuniyet törenlerini yaptıkları gün olmuştur; ayrıca tüm subay ve astsubay rütbe değişiklikleri bu tarihte geçerli olmaktadır. Zafer Bayramı uzun yıllar Genelkurmaybaşkanı’nın tebrikleri kabul ettiği bir bayram olarak kutlanmış; bu durum Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Başkomutan sıfatıyla kutlamalara ev sahipliği yaptığı 2011 yılından itibaren değişmiştir.
    17.08.2018
    Sevdiklerinizle geçireceğiniz nice mutlu bayramlar dileriz. Kurban Bayramınız Kutlu Olsun..
    17.08.2018
    PERGİP (Perpa Genç İş İnsanları Platformu) A Blok Yöneticiliğimizi ziyaret ederek, Başkanımız ve Yönetim çalışanları ile bayramlaştı.
    15.08.2018
    İş Dünyasından Avrupa Birliği Çağrısı
    İş dünyası temsilcileri hükümetin attığı adımlara destek verirken, piyasalardaki dalgalanmaya karşı ise tetikte. TOBB ve TÜSİAD yaptığı ortak açıklamada sıkı para politikasını destekleyecek maliye politikasının açıklanmasını isterken, Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerin yeniden olumlu çerçeveye kavuşturulması gerektiğini belirtti. TÜRKİYE para piyasalarındaki gelişmeler iş dünyasını da harekete geçirdi. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) ortak bir açıklama yaparak sıkı para politikasına geçilmesini istedi. Açıklamada, hükümetin açıkladığı ekonomik programın hedefleri ve alınmakta olan önlemlerin başarısı için iş dünyasının azimle destek olmaya kararlı olduğuna dikkat çekilerek, “Son dönemde karşılaştığımız finansal zorlukları milletimizle dayanışma içinde aşacağız. Türkiye ekonomisinin temelleri sağlamdır ve bu süreçte reel sektörümüzün üretim ve istihdam kapasitesinin korunması son derece büyük önem arz etmektedir. Ülkemiz ekonomisinde gerek küresel gelişmeler, gerekse iç dinamiklerimiz nedeniyle hassas bir dönem içerisindeyiz” denildi. İş Dünyasından Avrupa Birliği Çağrısı GEREKEN ADIMLAR Açıklamada yaşanan durumun reel ekonomi üzerinde kalıcı bir etkiye neden olmaması için gerekli tedbirlerin gecikmeden alınması ve şu adımların atılması gerektiğine inanıldığı belirtilerek, şunlar sıralandı:   - Merkez Bankası’nın likidite yönetimi için attığı olumlu adımların yanı sıra, kurun istikrara kavuşması için daha sıkı bir para politikasına geçilmesi,   - Sıkı para politikasını destekleyecek tasarruf tedbirlerini içeren maliye politikasının en kısa sürede açıklanması,   - Enflasyonun kalıcı olarak düşürülmesi için güven verici somut bir yol haritasının bir an önce hazırlanması,   - En önemli ekonomik partnerimiz olan Avrupa Birliği ile ilişkilerin yeniden olumlu çerçeveye kavuşturulması,   - ABD ve Türkiye’nin mevcut sorunların stratejik ortaklık çerçevesinde diplomasi yoluyla ve ivedilikle çözülmesi için çaba göstermeye devam etmesi.   TOBB ve TÜSİAD gerekli önlemlerin uygulanmasıyla ekonominin yeniden dengelenerek sürdürülebilir büyüme sürecine süratla döneceğine inançlarının tam olduğuna işaret etti.   - Merkez Bankası’nın likidite yönetimi için attığı olumlu adımların yanı sıra, kurun istikrara kavuşması için daha sıkı bir para politikasına geçilmesi,   - Sıkı para politikasını destekleyecek tasarruf tedbirlerini içeren maliye politikasının en kısa sürede açıklanması,   - Enflasyonun kalıcı olarak düşürülmesi için güven verici somut bir yol haritasının bir an önce hazırlanması,   - En önemli ekonomik partnerimiz olan Avrupa Birliği ile ilişkilerin yeniden olumlu çerçeveye kavuşturulması,   - ABD ve Türkiye’nin mevcut sorunların stratejik ortaklık çerçevesinde diplomasi yoluyla ve ivedilikle çözülmesi için çaba göstermeye devam etmesi.   TOBB ve TÜSİAD gerekli önlemlerin uygulanmasıyla ekonominin yeniden dengelenerek sürdürülebilir büyüme sürecine süratla döneceğine inançlarının tam olduğuna işaret etti.   Açıklamada, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın adımının da memnuniyetle karşılandığı kaydedilerek, “Bu zor süreçte; mali disiplin, serbest piyasa kuralları, mali kurulların sağlıklı işleyişi, enflasyonla mücadele, üretim ve ihracatın aksatılmadan sürdürülmesi ve milletimizin inancı, sorunların çözümü için en önemli reçete olacaktır. Bizler de iş insanları olarak, üzerimize düşen her türlü sorumluluğu yerine getirmeye hazırız” dedi. TÜRKONFED Yönetim Kurulu hükümete ve Türk iş dünyasına çağrıda bulunarak “Ortak akılla Türk ekonomisinin mevcut sorunlarını aşabilmesinin şartlarının yaratılması için, hükümetimiz ve tüm iş dünyasıyla işbirliği içinde çalışmaya hazırız” denildi. THY VE TÜRK TELEKOM’DAN ABD’YE REKLAM YOK TÜRK şirketlerinin başlattığı “ABD’ye reklam verme” kampanyasına Türk Hava Yolları (THY) ve Türk Telekom da katıldı. ABD’nin Türkiye’ye yönelik ekonomik yaptırımları nedeniyle Türk şirketlerinin başlattığı “ABD’ye reklam verme” kampanyasına THY ve Türk Telekom da dahil oldu. THY Basın Müşaviri Yahya Üstün, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “(#ABDyeReklamVerme) THY olarak devletimizin ve milletimizin yanında yer alıyoruz. Konu ile alakalı gerekli talimatlar ajanslarımıza verilmiştir” dedi. Türk Telekom Kurumsal İletişim Direktörü Hamdi Ateş de “Türk Telekom ailesi olarak biz de #ABDyeReklamVerme kampanyasına dahil oluyor, devletimizin ve milletimizin yanında yer alıyoruz. Konu ile alakalı gerekli talimatlar ajanslarımıza verilmiştir” diye konuştu.   TAİK’TEN MÜZAKERE ÇAĞRISI TÜRKİYE ile ABD arasındaki kadim dostluk ve stratejik ittifağın ağır bir yara alma tehdidiyle karşı karşıya geldiğini belirten Türkiye-ABD İş Konseyi (TAİK) Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, “İki ülkenin dirayetle geliştirip, güçlendirdikleri dostluk ve ittifak temeline dayalı ilişkilerin bugünkü görüntüsünü hiçbir şekilde hakketmediğine inanıyoruz. Karşılıklı yaptırım söylemleriyle gerginliğin tırmandığını görmekten büyük üzüntü duyuyoruz. Öte yandan, böylesine hassas bir dönemde, bir yandan diplomatik temasların devam etmesini de olumlu buluyoruz. Zira, müzakere masasına dönüldüğü takdirde, demokrasiye ve hukuka inanmış iki dost ülke arasında çözülemeyecek sorun olmadığını düşünüyoruz. Mevcut bütün sorunların, karşılıklı hak ve çıkarlara saygı duyularak yürütülecek diplomasi yoluyla ve iki başkanın ağırlıklarını koyması suretiyle çözüleceğine gönülden inanıyoruz” dedi. Yalçındağ, şunları söyledi: “Bu çerçevede Sayın Başkanların mevcut sorunların tehdit ve yaptırımlar yerine diplomatik kanallar kullanılarak ve karşılıklı saygı ve diyalog çerçevesinde çözüm yoluna girmesi için bir kez daha ağırlıklarını koymaya çağırıyor, iki ülke ilişkilerini tekrar rayına ancak iki liderin koyabileceklerine olan samimi inancımızı da bu vesileyle yeniden vurgulamakta yarar görüyoruz.”       İNŞAATLARDA ARTIK ABD MENŞELİ ÜRÜN KULLANILMAYACAK!  SATIŞLAR TL ÜRETİM YERLİ Dolarda görülen spekülatif hareketlere karşı bir adım da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan geldi. Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Bakanlık olarak inşa edilecek yapılarda ABD menşeli inşaat malzemelerinin kullanılmayacağını açıkladı. Gayrimenkul sektörünü yakından ilgilendiren bir yol haritası üzerinde çalıştıklarını belirten Kurum, “Gayrimenkul sektörünün önde gelen temsilcileri, 15 Temmuz’da FETÖ’nün hain darbe girişiminin ardından vatandaşlarımızın ev sahibi olması için önemli bir fedakarlık örneği gösterdiler. Bugün de ülkemize yönelik yürütülen bu ekonomik kuşatmaya karşı en güçlü şekilde mücadele edecekler ve yeni bir fedakarlık dönemini başlatarak vatandaşlarımızı mağdur etmeden uygun koşullarda konut sahibi yapacaklar” dedi. Bakan Kurum, gayrimenkul sektörünü hareketlendirmek amacıyla uygun faiz oranları ve ödeme koşullarıyla yeni kampanyalar yapacaklarını, bu kampanyanın ayrıntılarını da önümüzdeki günlerde açıklayacaklarını söyledi.   BAYRAMDAN SONRA YENİ KAMPANYA Konut Geliştiricileri ve Yatırımcıları Derneği (KONUTDER) Başkanı Altan Elmas ise, tüketicilere önemli avantajlar sunan bir kampanya hazırlığında olduklarını açıkladı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile ortak bir çalışma yürütüldüğünü belirten Elmas, “Düşük faiz oranı ve düşük peşinatlı kampanya bayramdan sonra devreye girecek. 15 Temmuz sonrası inşaat sektörü nasıl hızlı aksiyon aldıysa yine alacak. Bu tecrübeye sahibiz. Türkiye ve gayrimenkul sektörü yoluna güvenli adımlarla devam ediyor. Sektörün tüm paydaşlarıyla çalışmalar yapılıyor” dedi.   İstanbul İnşaatçılar Derneği (İNDER) Başkanı Nazmi Durbakayım, sektör olarak ana hedefin Türkiye ekonomisine karşı açılan ekonomik saldırıyı bertaraf etmek ve kazanmak olduğunu söyledi. Durbakayım; “Buna benzer bir saldırıyı Cumhuriyetin ilk yıllarında da yaşamıştık. Ulu önder Kemal Atatürk’ün Kurtuluş savaşında dış güçlerin fiziki/silahlı saldırısında uyguladığı stratejiyi, şimdi biz aynı güçlerin başlattığı ekonomik saldırıda da uygulamalıyız. Yani hattı müdafaa yerine sathı müdafaa yapmalıyız. İnşaat sektörü olarak biz öncelikle malzeme alış ve konut satışındaki tüm para birimlerini Türk Lirası’na çevirmeliyiz. Yapım sözleşmelerindeki dövize bağlı ithal malzemelerin yerine yerli malzeme kullanmalıyız. Bu süreçte mali yapımızı korumak için döviz cinsinden borçları da Türk Lirası’na çevirmeliyiz” dedi.   DOLARI BOZDURUN İnşaat Müteahhitleri Konfederasyonu (İMKON) Genel Başkanı Tahir Tellioğlu, Türkiye’nin, güçlü ve dinamik ekonomisi ve milli duruşu ile saldırıların üstesinden geleceğini belirterek, “Müteahhitlerimizden ellerindeki dövizlerini bozdurmalarını, ülkelerine ve geleceklerine sahip çıkmalarını önemle bekliyoruz” dedi. Anadolu Yakası İnşaat Müteahhitleri Derneği (AYİDER) ise tüm inşaat kalemlerinde yerli üretine geçmeye karar verdiklerini açıkladı. AYİDER Başkanı Melih Tavukçuoğlu, bundan sonra satış ve kira anlaşmalarını Türk Lirası cinsinden yapacağına da dikkat çekildi.
    13.08.2018
    DUYURU
    09.08.2018
    Asansörlerimiz yenileniyor
    ,Asansörlerimiz yenileniyor Kullanım ömrü dolan asansörlerimizin yenileme çalışmaları devam ediyor. 35-36, 25-26, 16, 18 numaralı asansörlerin söküm işlemleri yapıldı. Yeni sisteme göre inşaatları devam ediyor. Yurtdışından siparişini verdiğimiz yeni asansörlerimiz teslim edildi. Aasansörlerimizin montaj işlemleri devam ediyor. Yenilenen asansörlerimiz Eylül ayı içinde hizmet vermeye başlayacak.
    02.08.2018
    En çok ihracat yaptığımız ülkeler
      Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türkiye'nin ihracatı geçen yıl ocak-haziran döneminde 77 milyar 375 milyon 634 bin dolarken bu yılın ilk yarısında 82 milyar 222 milyon 861 bin dolara ulaştı. İhracat sıralamasında ilk 20'de yer alan ülkelere geçen yılın ilk yarısında 53 milyar 491 milyon 906 bin dolarlık ihracat yapılırken, bu yıl aynı dönemde 54 milyar 828 milyon 167 bin dolarlık satış gerçekleştirildi. Böylece, yılın ilk yarısındaki ihracatın yüzde 66,7'si söz konusu ülkelere yapılmış oldu. İşte Türkiye'nin en çok ihracat yaptığı ülkeler...   1- Almanya   2017 İhracatı (Bin Dolar): 7.221.260   2018 İhracatı (Bin Dolar): 8.231.279    2- Birleşik Krallık   2017 İhracatı (Bin Dolar): 4.568.309   2018 İhracatı (Bin Dolar): 5.216.727    3- İtalya   2017 İhracatı (Bin Dolar): 4.257.059   2018 İhracatı (Bin Dolar): 5.044.933    4- İspanya   2017 İhracatı (Bin Dolar): 3.012.946   2018 İhracatı (Bin Dolar): 3.894.936    5- Irak   2017 İhracatı (Bin Dolar): 4.614.661   2018 İhracatı (Bin Dolar): 3.887.223    6- ABD   2017 İhracatı (Bin Dolar): 4.427.116   2018 İhracatı (Bin Dolar): 3.837.280    7- Fransa   2017 İhracatı (Bin Dolar): 3.212.725   2018 İhracatı (Bin Dolar): 3.824.510    8- Hollanda   2017 İhracatı (Bin Dolar): 1.754.299   2018 İhracatı (Bin Dolar): 2.414.515    9- Belçika   2017 İhracatı (Bin Dolar): 1.541.888   2018 İhracatı (Bin Dolar): 2.029.609    10- İsrail   2017 İhracatı (Bin Dolar): 1.626.192   2018 İhracatı (Bin Dolar): 1.955.887    11- Romanya   2017 İhracatı (Bin Dolar): 1.456.649   2018 İhracatı (Bin Dolar): 1.923.673    12- Polonya   2017 İhracatı (Bin Dolar): 1.510.563   2018 İhracatı (Bin Dolar): 1.680.947    13- Rusya Federasyonu   2017 İhracatı (Bin Dolar): 1.126.082   2018 İhracatı (Bin Dolar): 1.650.055    14- Çin   2017 İhracatı (Bin Dolar): 1.333.418   2018 İhracatı (Bin Dolar): 1.462.510    15- BAE   2017 İhracatı (Bin Dolar): 5.570.042   2018 İhracatı (Bin Dolar): 1.397.292    16- Mısır   2017 İhracatı (Bin Dolar): 1.073.399   2018 İhracatı (Bin Dolar): 1.393.092    17- Suudi Arabistan   2017 İhracatı (Bin Dolar): 1.496.046   2018 İhracatı (Bin Dolar): 1.328.459    18- Bulgaristan   2017 İhracatı (Bin Dolar): 1.350.997   2018 İhracatı (Bin Dolar): 1.319.359    19- İran   2017 İhracatı (Bin Dolar): 1.536.537    2018 İhracatı (Bin Dolar): 1.313.406    20- Yunanistan    2017 İhracatı (Bin Dolar): 801.719   2018 İhracatı (Bin Dolar): 1.022.477  
    24.07.2018
    Kardeş Yunan Halkına Geçmiş Olsun
    Yunanistan’da önüne geçilemeyen orman yangınlarında şu ana kadar 50 kişi hayatını kaybederken, en az 150 kişi de yaralandı. Başbakan Alexis Çipras yangınlar için “Kuşku uyandırıyor” açıklaması yaptı.   Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras, “Attika’nın hem doğusunda hem batısında aynı anda çıkan yangınlar kuşku uyandırıyor” dedi. Ormanlık bölgede çıkan, ancak çok şiddetli ve devamlı yön değiştiren rüzgâr nedeniyle kısa sürede Pendeli, Mati, Rafina, Vuças gibi sayfiye yerlerini saran yangın, evler ve arabalar yakmaya başlayınca itfaiye ekipleri evlerin boşaltılmalarını istedi.   Kurtulmak için deniz kenarına inen yüzlerce insanın yardımına koşan askeri ve sivil gemiler, Yunan Sahil Güvenlik botları ve özel sandallar, onları gece boyunca Rafina Limanına çıkarmak için seferler yaptı. Limanda bekleyen Yunan Ulusal Acil Yardım Merkezi (EKAV) araçları, limana çıkan yaralılara ilk yardımı verdikten sonra ciddi olanları yakın hastanelere nakletti, geri kalanlar ellerinde fotoğraflarla kayıp yakınları için bilgi toplamaya çalıştılar.   Evsiz kalan insanların geçici olarak barınmaları için Otelciler Birliği tarafından otel odaları temin edildi, askeri mekânlar da seferber edildi.   Gece yarısından sonra açıklama yapan Hükümet Sözcüsü Dimitris Canakopulos, bölgede aynı anda 15 değişik yerde yangın çıktığını, şiddetli rüzgârın ise yangının kısa sürede kontrol dışına çıkmasına neden olduğunu söyledi.   Yangına karadan 300’e yakın itfaiyeci, 100’ü aşkın itfaiye aracı, yaya birlikleri ve gönüllülerle, havadan ise 7 Canadair uçağı ve 10 helikopterlerle müdahale edildiğini açıklayan Canakopulos, Avrupa Sivil Savunma Mekanizması’ndan hava ve karadan yardım desteği talep edildiğini, Kıbrıs ve İspanya´nın olumlu yanıt verdiğini söyledi.   yunanistan-daki-yanginda-en-az-24-kisi-yasamini-yitirdi-491079-1.   Balkanlar’da barışın sağlanması konusundaki katkıları dolayısıyla Barış Ödülü ile ödüllendirilmek üzere Bosna Hersek´te bulunan Başbakan Çipras ziyaretini yarıda bırakıp acilen Atina´ya döndü.   Çipras, acil durum toplantısında ilgili bakanlar, bürokratlar ve itfaiye teşkilatı yetkilileri tarafından bilgilendirildikten sonra yaptığı kısa açıklamada, yangına müdahale için tüm acil yardım ekiplerinin sevk edildiğini söyledi ve “Attika’nın hem doğusunda hem batısında aynı anda çıkan yangınlar kuşku uyandırıyor” dedi.   26 KİŞİNİN CESEDİNE ULAŞILDI Yunanistan’da arama kurtarma timleri bir bölgede yangından kaçmaya çalışırken hayatını kaybeden 26 kişinin cesedine ulaştı. Bazı Yunan vatandaşları ise deniz kıyısına kaçtı.   Kardeş Yunan Halkının acı ve üzüntülerini paylaşıyor, yaşamını kaybedenler için başsağlığı, yaralılara geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
    18.07.2018
    Türkiye'nin ikinci 500 büyük sanayi kuruluşu raporu
    İstanbul Sanayi Odası (İSO), “Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu Araştırması”nın 2017 yılı sonuçlarını bugün açıkladı. İSO İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’nun 2016 yılında 82,2 milyar TL olan üretimden satışları, 2017 yılında yüzde 30,9 artarak 107,6 milyar TL’ye yükseldi. İkinci 500 kuruluşlarının; “üretimden satışlar” ile “esas faaliyet karı” gibi temel bazı parametrelerde, tıpkı Mayıs sonunda açıklanan İSO 500 kuruluşlarındaki gibi iyi bir performans sergiledikleri görüldü. İSO İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu araştırmasında; 2017 yılında üretimden satışlara göre ilk sırayı 309,4 milyon TL ile Oğuz Gıda aldı. İkincilik 309,2 milyon TL üretimden satışlarıyla Zeki Mensucat’ın oldu. Üçüncü sırada ise 308,3 milyon TL ile S.S. Marmara Zeytin yer aldı.   İkinci 500’de 102 yeni firma…   2017 yılında İSO İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu sıralamasına 102 yeni firma girdi. Bunlardan 66’sı geçen yılki 1000 büyük kuruluşun dışından geldi. 36 kuruluş ise 2016 yılında İSO 500 içinde yer alan ama bu yıl İSO İkinci 500’e gerileyen şirketlerden oluştu. Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2017 araştırmasının temel bazı verileri, geçen Mayıs sonunda açıklanan İSO 500 Büyük Sanayi Kuruluşu verileri ile önemli ölçüde benzerlikler gösteriyor. Araştırmanın ortaya koyduğu veriler incelendiğinde; üretimden satışlardan bu satışlardaki reel değişime, esas faaliyet karından vergi öncesi kar ve zarar toplamına kadar; son yılların en iyi performansını ortaya koyan İSO 500 gibi; İkinci 500 kuruluşlarının da çok iyi bir performans sergiledikleri söylenebilir. Bu bağlamda verilerin ayrıntılı analizlerine geçmeden önce İkinci 500 verilerinde en dikkat çeken göstergenin karlardaki sıçrama olduğunu vurgulamak gerekiyor. Hatta İkinci 500’ün karlarındaki artış oranlarının Birinci 500’ün de üzerinde gerçekleştiği görülüyor. 2017 yılında İkinci 500’de faaliyet karı yüzde 43,9, faiz, amortisman ve vergi öncesi kar (FAVÖK) yüzde 49,3, vergi öncesi kar ve zarar toplamı ise yüzde 67,2 büyüdü. Bu oranlar Birinci 500’de ise sırasıyla yüzde 34,8, yüzde 24,4 ve yüzde 40,7 olarak gerçekleşmişti. İkinci 500’ün her üç kar büyüklüğüne reel olarak bakıldığında da Faaliyet karı yüzde 28,5, FAVÖK yüzde 33,4, vergi öncesi dönem kar ve zarar toplamı (VÖDKZ) yüzde 49,3 gibi çok ciddi artışların söz konusu olduğu görülüyor. Bu oranlar İSO 500’de aynı sırayla yüzde 20,5, yüzde 11,2 ve yüzde 25,7 olarak gerçekleşmişti. İkinci 500’ün karlılıklarındaki bu olumlu verilere karşın, tıpkı İSO 500’de olduğu gibi İkinci 500’deki sanayi kuruluşlarının da ağır bir finansman yükü altında olduklarını ve 2017’deki faaliyet karlarının yüzde 42,8’ini finansman gideri olarak kaybettiklerini görüyoruz. 2017 yılında faizlerde görece bir düşüş olmakla birlikte bugünkü mevcut faizlerle bu karlılıkların sürdürülebilirliği mümkün görülmemektedir.     AR-GE harcamaları yükseliyor İkinci 500 şirketlerinin AR-GE harcamalarını artırmaları araştırmanın dikkat çeken bir başka bulgusu oldu. İkinci 500 şirketleri geçen yıla göre AR-GE harcamalarını yüzde 68,5 artırarak 488,5 milyon TL’ye çıkarırken, AR-GE harcamalarının üretimden satışlara oranını da yüzde 0,35’den yüzde 0,45’e yükseltmeyi başardılar. İkinci 500’ün AR-GE yapan firma sayısı ise 177’den 188’e çıktı. AR-GE harcamalarındaki artış oranı İSO 500 şirketlerinde yüzde 23,7 iken, yapılan harcamaların üretimden satışlara oranı da yüzde 0,57’den yüzde 0,53’e gerilemişti. AR-GE yapan firma sayısı da 239’dan 254’e yükselmişti. İSO İkinci 500 şirketlerinin başarılı olduğu bir diğer alan da ihracat oldu. İkinci 500’ün ihracatı üç yıl aradan sonra yeniden artış gösterdi. 2014’te yüzde 5,4, 2015’te yüzde 17, 2016’da yüzde 2,8 oranında gerileyen İSO İkinci 500’ün ihracatı 2017 yılında yüzde 16,9 oranında artarak 8,9 milyar dolara yükseldi. İSO 500’de olduğu gibi İSO İkinci 500’de de ihracat artışı, Türkiye ihracat artışının üzerinde gerçekleşti. Temel göstergelerle İkinci 500…   Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2017 araştırmasının temel bulgularının ayrıntılarına geçmeden önce; özellikle, finansman giderlerinin İSO 500’de olduğu gibi, İSO İkinci 500’de de sanayi kuruluşlarının karlılıklarında temel belirleyici olmayı sürdürdüğünü söylemek gerekiyor. Sıralama ölçütü olarak üretimden satışların kullanıldığı İSO İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu araştırmasının 2017 yılı sonuçlarında dikkat çeken temel bazı verilerin şu şekilde ortaya çıktığı görüldü. İSO İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’nun 2016 yılında 82,2 milyar TL olan üretimden satışları, 2017 yılında yüzde 30,9 artarak 107,6 milyar TL’ye yükseldi. 2016 yılında reel olarak hemen hemen aynı kalan üretimden satışlar, 2017 yılında oldukça güçlü bir performans gösterdi. 2017 yılında faaliyet giderlerinde yaşanan göreceli daha yavaş artışın da katkısıyla İkinci 500’ün faaliyet karlılığında önemli bir iyileşme yaşandı. 2016 yılında 8,7 milyar TL olan toplam faaliyet karı, 2017’de yüzde 43,9 artarak 12,5 milyar TL olarak gerçekleşti. Faaliyet karının net satışlara oranı da aynı dönemde yüzde 9,4’ten yüzde 10,3’e yükseldi. Araştırmanın sonuçları, sanayi kuruluşlarının 2016 yılında 4,4 milyar TL olan finansman giderlerinin 2017 yılında yüzde 21,7 oranında artarak 5,4 milyar TL’ye ulaştığını ortaya koyuyor. Finansman giderlerinin net satışlara oranı da 0,3 puan azalarak yüzde 4,4 oldu. 2017 yılında İSO İkinci 500’ün FAVÖK ile vergi öncesi dönem kar ve zarar toplamı büyüklükleri de şöyle gerçekleşti. 2016 yılında 11,1 milyar TL olan faiz amortisman ve vergi öncesi kar büyüklüğü 2017’de yüzde 49,3 oranında artarak 16,6 milyar TL’ye yükseldi. Vergi öncesi dönem kar ve zarar toplamı da yüzde 67,2 oranında artışla 4,4 milyar TL’den 7,4 milyar TL’ye yükseldi. Her iki kar büyüklüğü de reel olarak önemli artışlar gösterdi.   Son yıllarda İSO İkinci 500’ün üretimden satışlarında görülen zayıf büyümenin, 2017 yılında yerini reel büyümeye bıraktığı görülüyor. Bu bağlamda 2017 yılında üretimden satışların reel olarak yüzde 17 büyümesi dikkat çeken bir faktör olarak öne çıkıyor. Satışlardaki artışta iç ve dış talepteki büyümenin yanı sıra ihracat gelirlerinde etkili olan döviz kurlarındaki artışın da rol oynadığı tahmin ediliyor. Gerçekleşen bu reel büyüme oranının İSO İkinci 500’de son 14 yılın en yüksek ikinci oranı olarak dikkat çektiğini vurgulamakta yarar var.   2017 yılında küçük bir gerileme olsa da; finansman giderlerinin, sanayi kuruluşlarının karlılıklarında temel belirleyicilerden biri olmayı sürdürdüğü görülüyor. İkinci 500’de finansman giderlerinin faaliyet karına oranı 2017’de yüzde 50,6’dan yüzde 42,8’e geriledi. Sanayi kuruluşları 2017 yılında elde ettikleri karın daha düşük bir payını finansman giderlerine ayırdı. Buna rağmen sanayinin mevcut mali yapısı içinde faiz ve kur dalgalanmaları sanayi sektöründe karlılığı ve sermaye birikimini etkilemeye devam ediyor.   Finansal göstergeler içinde borçlanma ile özkaynakların dağılımını yansıtan kaynak yapısı, kuruluşların finansal yapılarını ortaya koyan en önemli göstergelerin başında geliyor. Oranlara bakıldığında İSO İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’nun kaynak yapısında toplam borçların payı 2013-2016 döneminde yüzde 61,2 ile yüzde 60,5 arasında istikrar gösterdikten sonra 2017 yılında yüzde 66,2’ye yükseldiği dikkat çekiyor. Özkaynak payının ise yüzde 33,8 ile son 10 yılın en düşük seviyesine gerilediği görülüyor.   Araştırma sonuçları, İSO İkinci 500’de borç yükünün arttığını ortaya koyuyor. Özellikle mali borçlardaki artışın toplam borçlardaki artışa göre daha hızlı seyretmesi dikkat çekiyor. 2016’da 36,1 milyar TL olan toplam mali borçlar 2017’de yüzde 50,9 oranında artarak 54,5 milyar TL’ye ulaştı. Böylece mali borçların toplam borçlar içindeki payı 2016 yılında yüzde 58,1 iken, 2017’de yüzde 58,9’a ulaştı.   Mali borçların vade dağılımına baktığımızda, son yıllarda uzun vadeli mali borçlar lehine nispi bir iyileşmenin yaşandığı anlaşılıyor. 2016 yılında kısa vadeli mali borçların toplam mali borçlar içindeki payı 48,4 iken, 2017 yılında yüzde 40,5’e geriledi. Orta-uzun vadeli borçlanma imkanlarının nispeten arttığını göstermesi açısından oldukça önemli olan bu gerilemede Türk Lirasındaki değer kaybının belirleyici rol oynamasının da gözden kaçırılmaması gerekiyor. Zira bilançolarda yer alan döviz cinsi mali borçların TL cinsinden değerlerinin artması, orta-uzun vadeli mali borçların toplam mali borçlar içindeki payını artırırken, kısa vadeli mali borçların payının önemli ölçüde gerilemesine neden olduğu görülüyor. Burada KGF teminatı aracılığıyla sağlanan kredilerin katkısını da unutmamak gerekiyor.   Son yıllarda paylaştığımız bir diğer önemli veri de kuruluşların devreden KDV yükü. 2017 yılında İSO 500’ün devreden KDV’si bir önceki yıla göre yüzde 20 oranında artarak 7,2 milyar TL’ye yükselmişti. Bu yük İkinci 500’de de artarak devam ediyor. İSO İkinci 500’ün devreden KDV’si, 2017 yılında daha yüksek bir oranda artarak yüzde 48,7 artışla 1,7 milyar TL’ye ulaşmış bulunuyor.   Sanayinin önemli göstergelerden biri olan duran varlıklar ile dönen varlıklar arasındaki döngünün İkinci 500’deki görünümüne bakıldığında; 2017 yılında duran varlıkların toplam varlıklar içindeki payı yüzde 41,5’e çıkarken, dönen varlıkların payı yüzde 58,5’e geriledi. Duran varlıklar lehine ortaya çıkan bu iyileşme, sanayicinin yatırım iştahı ve motivasyonunu göstermesi açısından önemli bulunuyor.   2017 yılında İSO İkinci 500’de kar eden kuruluş sayısı 434’e çıkarken, zarar eden kuruluş sayısı ise 66 oldu. Böylece İkinci 500 şirketleri, 2010 sonrasındaki en yüksek kar eden firma sayısına ulaşmış bulunuyor. Faiz, amortisman ve vergi öncesi kar açısından bakıldığında ise kar eden kuruluş sayısı 2017 yılında 489 olarak gerçekleşti. Zarar eden kuruluş sayısı ise 11 oldu. 2014-2016 döneminde FAVÖK karı elde eden firma sayısı çok değişmezken, 2017 yılında son beş yılın en yüksek sayısına ulaşıldı.   İkinci 500’ün teknoloji yoğunluklarına göre yarattıkları katma değer verilerine bakıldığında 2017 yılında yaratılan katma değer itibarıyla en yüksek payı yüzde 46,2 ile düşük teknoloji yoğunluklu sanayilerin aldığı görülüyor. Bu sanayi gurubun payı geçen yıla göre 2 puan yükselmiş. Orta-düşük teknoloji yoğunluklu sanayilerin payı ise 2017 yılında 3,1 puan düşmüş ve yüzde 27,2 olmuş durumda. Orta-yüksek teknoloji yoğunluklu sanayiler grubunun payı ise 2016 yılında yüzde 21,1 iken 2017 yılında yüzde 23,4’e yükseldi. Yüksek teknoloji yoğunluklu sanayiler grubunun payı ise 2016 yılında yüzde 4,3 iken 2017 yılında yüzde 3,1 oldu. Bu tablo, Türkiye’de sanayinin yüksek katma değerli ve yüksek teknoloji yoğunluklu sektörlere dönüşüm ihtiyacının sürmekte olduğunu gösteriyor. Ancak İSO 500 çalışmaları ölçüm yapılan son beş yıldır bu konuda henüz yeterli ilerleme sağlanamadığını açıkça ortaya koyuyor.   Sanayi sektörü istihdam ve nitelikli insan kaynağı açısından önemli alanların başında gelmeye devam ediyor. Bu çerçevede İSO İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’nda çalışan sayısındaki gelişmeler ile çalışanlara ödenen maaş ve ücretlerdeki artışlar önemli bir gösterge. 2017 yılındaki istihdam teşviklerinin de etkisiyle İSO İkinci 500’ün istihdamı yüzde 4,4 artarken, ödenen maaş ve ücretlerdeki artış da yüzde 14,2 olarak gerçekleşti.   2017 yılında İSO İkinci 500’de yabancı sermaye paylı kuruluşların sayısı 4 adet daha azalarak 61’e indi. 2007 ile 2014 arasında İSO İkinci 500 içinde yer alan yabancı sermaye paylı kuruluş sayısı dalgalanma gösterirken, bu dalgalanma 2014 yılından sonra gerilemeye dönüşmüş gözüküyor. Yabancı sermaye paylı kuruluş sayısı 2017 yılında 61 ile son yılların en düşük seviyesine gerilemiş durumda.   İSO İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu çalışmasında 2017 yılında üretimden satışlara göre ilk sırayı 309,4 milyon TL ile Oğuz Gıda aldı. İkincilik 309,2 milyon TL üretimden satışlarıyla Zeki Mensucat’ın oldu. Üçüncü sırada ise 308,3 milyon TL ile S.S. Marmara Zeytin yer aldı. Liste için tıklayınız
    18.07.2018
    Sanayide Büyüme Mayıs 2018
    Sanayi üretimi mayısta yüzde 6.4 büyüyerek beklentileri aşarken Türkiye ekonomisinin de ikinci çeyrekte büyüme performansını devam ettireceğini ortaya koydu. İlk çeyreğe göre sanayide yavaşlama olsa da analistler Türkiye’nin yüzde 5-6 bandında büyüyebileceğini belirtiyor. Düşük viteste büyümeSANAYİ üretimi mayısta, geçen yılın mayısına göre takvim etkilerinden arındırılmış olarak yüzde 6.4 büyüdü ve yüzde 5.5 seviyesindeki beklentileri de aştı. Böylece sanayi üretimi ikinci çeyreğin ilk iki ayı nisanda yüzde 6.2, mayısta ise yüzde 6.4 yükseliş gösterdi. Her ne kadar ilk çeyrekteki yüzde 9.9’luk büyümenin yakalanması zor olsa da sanayi üretimi Türkiye ekonomisinin büyümesine yine güçlü bir destek vereceğini ortaya koydu. Yani her ne kadar bir hız kaybı olsa da sanayi üretiminin artışı sürdü. Mayıstaki yükselişte ihracatçı sektörlerin yanı sıra gıda gibi iç pazara yönelik üretim yapan sektörlerin de katkısı büyük oldu. Sanayideki artış ekonomide sert bir yavaşlama olmayacağını gösterirken analistler yüzde 5-6 seviyesinde bir ikinci çeyrek büyümesi bekliyor.   DAYANIKSIZ TÜKETİM Türkiye İstatistik Kurumu’nun dün açıkladığı verilere göre mayısta mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış olarak sanayi nisan ayına göre yüzde 1.6 küçüldü. Yıllık üretim artışı ise devam ediyor. Ana mal gruplarında en yüksek artış yüzde 8.6 ile dayanıksız tüketim malları üretiminde oldu. Bu grupta, gıda, yiyecek, içecek, giyim gibi mallar yer alıyor ve bu grubun sanayi üretimi büyümesine katkısı 2.4 puan oldu. İkincilik ise yatırımların habercisi sermaye malı üretiminde. Yüzde 6.1 büyüyen sermaye malı üretiminin sanayiye katkısı 1.1 puan. Dayanıklı tüketim malı üretiminde ise yavaşlama var. Yüzde 5.8 artan üretimin katkısı 0.3 puanda. Dayanıklı tüketim malında otomotiv, beyaz eşya gibi ürünler yer alıyor. Bu ürünler de döviz kuru dalgalanmalarına direkt tepki veren sektörler.   Düşük viteste büyüme GIDADA YÜKSELİŞ Sanayi üretiminde en yüksek ağırlığa sahip imalat sanayinde ise yüzde 6.5’lik bir büyüme yakalandı. Tıpkı dayanıksız tüketim mallarında olduğu gibi imalat sanayinde de gıda ürünleri imalatındaki yükseliş dikkat çekici. Geçen yıl mayısa göre yüzde 14.5 üretim artışı yakalayan sektörün sanayi üretimine katkısı 1.9 puan. Geleneksek sektörlerimiz tekstil yüzde 5.3 büyümeyle 0.5 puanlık, giyim eşyaları üretimi de yüzde 6.2 büyümeyle 0.5 puanlık katkı yaptı.   Düşük viteste büyümeOTOMOTİVDE İVME KAYBI İhracatçı sektörlerden kimya sektöründe ise büyüme yüzde 17.9. Bu artışın sanayi üretimine katkısı ise 0.9 puan. Plastik imalatından da yüzde 8.1’lik büyümeyle gelen 0.5 puanlık katkı var. Otomotiv sektörü hız kesti. Bu sektörde mayısta yüzde 2.6 gibi düşük bir üretim artışı yaşandı ancak haziran için işler iyi gitmiyor. Otomotiv Sanayicileri Derneği’nin (OSD) verilerine göre haziranda otomotiv üretimi yüzde 40 küçüldü. Otomotiv sektöründeki yaşanan daralmanın genel sanayi üretimi verilerine etkisi büyük olacak.   ‘CEP’Çİ KATKISI Daralan sektörler ise medya ile petrol ürünleri. Bu iki sektör sanayi üretimini 0.2 puan azalttılar. Bilgisayar ve elektronik imalatı ise yüzde 40.7’lik yüksek artışla dikkat çekiyor. Bu sektörde General Mobile’ın İstanbul İkitelli’de açtığı yeni cep telefonu fabrikasının katkısı büyük. Vestel’in de ihracat kaynaklı cep telefonu üretim kapasitesi artışı yüksek büyümeyi getirdi.   SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI MUSTAFA VARANK: ÜRETİM 20 AYDIR ARALIKSIZ BÜYÜYOR SANAYİ ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, yaptığı açıklamada sanayi üretiminin mayısta piyasa beklentilerini aştığını ve yüksek büyümesini sürdürdüğünü belirtti. Varank, “Sanayi üretimi 20 aydır aralıksız büyümektedir. Bu veriler, yılın ikinci çeyreğinde de ekonominin sanayi üretimi öncülüğünde büyüdüğünü göstermektedir. Gerek iç tüketim ve ihracat tarafındaki gelişmeler, gerekse de kapasite kullanımlarının şu an geldiği durum sanayi büyümesine destek olmaktadır. İhraç ettiğimiz malların yüzde 94’ünün sanayi ürünlerinden oluştuğunu göz önüne alırsak; ihracat pazarlarımızın istikrarlı şekilde yoluna devam etmesi sanayinin daha da güçlenmesinin önünü açacaktır. Ayrıca, turizm sektöründeki canlanma sanayi sektörünün, önümüzdeki dönemde hızlanmasına yardımcı olacaktır” dedi. Sanayi üretimindeki büyümenin, istihdamda da kendini gösterdiğini vurgulayan Varank, şöyle devam etti: ”Türkiye, son açıklanan verilere göre bir yıl içinde toplam 852 bin yeni istihdam üretmiştir. Sanayi sektörü, yıllık bazda istihdamını oransal olarak en hızlı artıran sektör olmuştur. Türkiye’nin sıçrama yapma vakti gelmiştir. Sıçrama ise, teknolojiyi üreten ve ürettiği teknolojiyi sanayisiyle buluşturabilen, sanayide dijital dönüşümü yakalayan bir ekonomi eliyle oluşturulabilir. Bakanlığımız ülkemizin hızla sıçrama yapması ve hak ettiği yerlere kavuşması için sanayicilerin yanında olmaya devam edecektir.“ Kaynak
    14.07.2018
    15 Temmuz 2016’da yaşadığımız darbe girişiminde hayatını kaybetmiş şehitlerimize Allah’tan rahmet diler, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik gününü kutlarız.
    15 Temmuz’un 2. yıl dönümünde milletimize, laik ve demokratik  devletimize yapılan her türlü kötü niyetli saldırıyı lanetliyor, 15 Temmuz Şehitlerini bir kez daha rahmetle anıyoruz. 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik günü kutlu olsun.
    13.07.2018
    Başkanlık Teşkilatı
    Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 539 maddelik ‘1’ numaralı kararnameyle yeni dönemin idari teşkilatını oluşturdu. ‘Devlet Başkanı’ makamına bağlı olarak bürokratik yapılanma ‘İdari İşler Başkanlığı, Politika Kurulları, bağlı kuruluşlar ve ofisler’ olarak sıralandı. 9 kurul, bakanlıkların icraatını izleyip Cumhurbaşkanı’na rapor sunacak. ‘İdari İşler Başkanı’, en yüksek devlet memuru. İlk kez ‘sözleşmeli bürokrat’lar çalışacak.   Başkanlık teşkilatı: Devlete yeniden yapılanma YENİ sistemle birlikte yayımlanan ‘1’ numaralı kararnameye göre, Cumhurbaşkanı, Devlet Başkanı sıfatıyla Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk milletinin birliğini temsil edecek. Cumhurbaşkanı, özel bilgi ve uzmanlık gerektiren konularda, dış ülkelerde veya uluslararası kuruluşlar nezdinde özel temsilci görevlendirecek.  m Cumhurbaşkanlığı idaresinde en üst amir olan İdari İşler Başkanı, ‘en yüksek devlet memuru’ sayıldı. Bu başkana bağlı ‘Hukuk-Mevzuat, Personel-Prensipler, Güvenlik ve Mali Hizmetler Genel Müdürlükleri’ kuruldu. İdari İşler Başkanı, iç-dış güvenlik ve terörle mücadelede koordinasyonun sağlanması, bu çalışmaların kamuoyundaki etkisini değerlendirme görevini de yürütecek.   DOKUNULMAZLIK İŞLEMİ BEŞTEPE’DE   Hukuk ve Mevzuat Müdürlüğü, Türk Ceza Yasası’ndaki cumhurbaşkanına hakaret kapsamına girmeyen, ancak yargı mercilerince Cumhurbaşkanlığı’na gönderilen ve cumhurbaşkanının taraf olarak gösterildiği evraka ilişkin işlemleri de takip edecek. Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü, TBMM üyelerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına ait işlemleri yapacak, TBMM seçimlerinin yenilenmesine ilişkin işlemleri yürütecek.   Cumhurbaşkanı’na vekalette ikili bir uygulama getirildi. Birden fazla yardımcı atanırsa, cumhurbaşkanı, hastalık veya yurtdışına çıkma gibi geçici durumlarda vekaleti bir yardımcısına verecek. Ancak makamın boşalması halinde vekalet en yaşlı yardımcıda olacak.   MİLLİ SARAYLAR DA CUMHURBAŞKANLIĞI’NDA   11 büyük devlet kuruluşu Cumhurbaşkanlığı’na bağlandı. Bu kurumların işleyişi cumhurbaşkanı kararnamelerinde düzenlenecek. TBMM’ye bağlı olan Milli Saraylar da Cumhurbaşkanlığı’na nakledildi. Bağlı kurumlar; Genelkurmay Başkanlığı, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), Savunma Sanayi Başkanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı, Türkiye Varlık Fonu, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği, Devlet Denetleme Kurulu, İletişim Başkanlığı, Strateji ve Bütçe Başkanlığı, Devlet Arşivleri Başkanlığı ve Milli Saraylar Başkanlığı olarak sıralandı.   Kabineden ayrı olarak, ekonomik, sosyal ve kültürel politikalar üretmek amacıyla cumhurbaşkanı başkanlığında 9 farklı kurul oluşturuldu. Bu kurullar; bakanlıklar, kamu kurumları, sivil toplum ve sektör temsilcileriyle görüşerek politika ve strateji geliştirecek. Doğrudan cumhurbaşkanı ile çalışacak ve talimatlarını yerine getirecek olan bu kurullar, bakanlıkların icraatını izleyecek, talep, ihtiyaç, etki analizi yapacak ve cumhurbaşkanına rapor sunacak. Kurullar en az üç üyeden oluşacak. Kurul üyelerine her ay Cumhurbaşkanı’nca ek ödeme yapılabilecek. Beştepe’deki 9 kurul şöyle: “Bilim, Teknoloji ve Yenilik Politikaları, Eğitim ve Öğretim Politikaları, Ekonomi Politikaları, Güvenlik ve Dış Politikalar, Hukuk Politikaları, Kültür ve Sanat Politikaları, Sağlık ve Gıda Politikaları, Sosyal Politikalar, Yerel Yönetim Politikaları.”   İNSAN KAYNAKLARI OFİSİ YETENEK KEŞFEDECEK   Kurullardan ve idari teşkilattan bağımsız olarak, özel bütçeli, idari, mali özerkliğe sahip 4 ofis oluşturuldu. Beştepe’deki bu özel ofislerin isimleri; Dijital Dönüşüm, Finans, İnsan Kaynakları ve Yatırım olarak belirlendi. Bu ofislerden İnsan Kaynakları, özel yetenekleri keşfetmek amacıyla ‘yetenek yönetimi’ projelerini yürütecek, politika kurullarının öncelediği alanlarda küresel düzeyde insan kaynağının tespitini yaparak tersine beyin göçünü sağlamaya çalışacak.   OFİS BİLGİLERİ ‘SIR’ OLARAK SAKLANACAK   Ofislerde, Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı Yasası’na göre personel istihdam edilecek. Ayrıca gerekirse geçici veya sözleşmeli personel çalıştırılacak. Ofisler, genel bütçeden alacakları payın yanı sıra, verdiği hizmetlerden ücret, diğer kurumlardan bağış ve yardım alabilecek. Ofisler, devlet kurumlarından görev alanlarıyla ilgili bilgi, belge edinebilecek ve yurt dışında teşkilat kurabilecek. Ofisin her türlü personeli, edindikleri bilgileri ‘sır’ olarak saklamakla yükümlü kılındı.   BÜROKRASİDE 3 FARKLI ATAMA   CUMHURBAŞKANLIĞI Hükümet Sistemi’yle birlikte bürokratik gelenekte de köklü bir değişim oldu. Atamalarda ikili, üçlü kararnameler dönemi kapandı. Bunun yerine üst düzey bürokratlar, ‘cumhurbaşkanı kararıyla atanacaklar’, ‘cumhurbaşkanı onayıyla atanacaklar’ ve ‘bu kapsamda sayılmayanlar’ olarak üç statüye ayrıldı. Cumhuriyet tarihinde ilk kez bazı bürokratik kadroların cumhurbaşkanıyla gelip gitmesi kurala bağlandı. “Cumhurbaşkanı kararıyla ataması yapılanların görev süresi atandıkları tarihte görevdeki cumhurbaşkanının süresini geçemeyecek. Diyanet İşleri Başkanı, YÖK üyeleri, rektörler, Merkez Bankası Başkanı, ÖSYM Başkanı, TRT Genel Müdürü gibi 4 veya 3 yıllık görevlere atananlar, cumhurbaşkanının görev süresinin sona ermesini beklemeyecek. Cumhurbaşkanı kararıyla göreve gelenler, sözleşmeli olarak da çalıştırılabilecek. Cumhurbaşkanı kararıyla atananlarda şu şartlar aranacak:  “Devlet Memurları Kanunu’nun 48’inci maddesinde sayılan genel şartları taşımak. En az dört yıllık yükseköğrenim mezunu olmak. Kamuda ve/veya sosyal güvenlik kuramlarına tabi olmak kaydıyla uluslararası kuruluşlar ile özel sektörde veya serbest olarak en az beş yıl çalışmış olmak.”   CUMHURBAŞKANIYLA GELİP GİDECEKLER   Cumhurbaşkanı kararıyla atanıp görevi aynı dönemle sınırlı bazı kadrolar şöyle: “Diyanet İşleri Başkanı, MİT Başkanı, MGK Genel Sekreteri, Devlet Denetleme Kurulu Başkan ve Üyeleri, Savunma Sanayii Başkanı ve yardımcıları, Cumhurbaşkanlığı Ofis Başkanları, Cumhurbaşkanlığına Bağlı Kurum ve Kurul Başkanları, TRT Genel Müdürü, Merkez Bankası Başkanı, Özelleştirme İdaresi Başkanı, Sayıştay Başsavcısı, Valiler, Büyükelçiler, Daimi Temsilci/Delegeler, Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar Başkan ve Üyeleri (RTÜK Ve Kişisel Verileri Koruma Kurulunun TBMM’ce seçilen üyeleri hariç), TMSF Başkan ve Üyeleri, YÖK Üyeleri, Rektörler, AFAD Başkanı, Gelir İdaresi Başkanı, SGK Başkanı, TİKA Başkanı, TÜİK Başkanı, Bakanlıkların Teftiş Kurulu, Rehberlik ve Teftiş, Rehberlik ve Denetim, Denetim Hizmetleri Başkanları ile diğer kurul başkanları, Merkez Bankası Başkan Yardımcıları, Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanı, TOKİ Başkanı,Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Başkanı, Bölge Kalkınma İdaresi Başkanları, ÖSYM Başkanı, TÜBİTAK Başkanı, Vergi Denetim Kurulu Başkanı.”
    Duyurular